SÜTLÜK-HISIMLIK VE BAKICILIK

SÜTLÜK-HISIMLIK VE BAKICILIK
ALPEREN GÜRBÜZER

Bira anne çocuğuna süt vermeye zorlanamaz. Çünkü süt vermekle bitap ve dermansız düşebilir.. Bir çocuğun annesiyle babası arasında boşanma türü ayrılma sözkonusu ise anne emzirme ücretine hak kazanır. Fakat çocuğun babası ücretsiz veya daha az bir ücretle süt anne bulduğu takdirde emzirme ücreti vermesi gerekmez. Emzirme ücreti iki sene üzerinden hesaplanır. Bu ücreti vermek babanın borcudur.. Anne çocuğunu emzirmeye hukuken değil ahlaken mecburdur. Ancak çocuk annesinden başka kadınları emmez ise veya emzirecek başka kadın bulunamazsa, ya da babanın ve annenin süt anne tutacak parası yoksa hukuken anne süt emzirmeye zorunludur.
Evlilik geçerli oldukça anne çocuğunu emzirmek için babasından ücret isteyemez. İki seneden fazla emzirmesi de ahlaken mecbur değildir. Zaten Kur’an’ı Kerimde süt emzirme iki seneye kadar öğütlenmektedir. Bu şartların dışında kadın emzirmeye zorlanamaz. Bir süt anne tutulur, çocuğun malı varsa süt ücreti bu maldan ödenir, aksi takdirde ücreti baba öder.
Süt emzirmeyle doğan haramlığın hikmeti, sütle ruhsal ve gönül bağın doğrudan ilişkili olmasıdır.
Süt veren kadın çocuğun hürmete layık annesi konumuna geçer ve onun akrabası da çocuğun akrabası haline gelir. Bir çocuğun Allah’a şirk koşan, gayri müslim, ahlaksız, aptal, cüzzamlı kadından süt emdirilip beslenmesi mekruhtur. Çünkü sütle birtakım karekteristik özelliklerin çocuğa geçtiği bir vaka.
Bir kadının sütü çocuğun midesine giderse sütlük olacağından bu sütlük hali(reza) nikaha engeldir.. Bir kadının sütü; peynir, yoğurt veya ayran yapılıp, çocuğa verilse bununla reza hükmü sabit olmaz.
Bir kadının sütü suya, ilaca veya hayvan sütüne katılmış olsa yoğunluğu fazla olana itibar edilir. Mesala suya göre daha yoğun ya da eşit olsa reza (sütlük) sabit olur. Fakat yemek ile karıştırılıp, pişirilmiş olarak verilse bununla reza gerçekleşemez..
Emzirme süresi çocuk dünyaya geldikten sonra İmam-ı Azam’a göre otuzay, İmameyne göre iki kameri senedir. Üç ila beş yaşında bir çocuk bir kadından süt emse veya bir erkek kendi hanımının sütünü içse hürmeti reza tahakkuk etmez.
Rezanın(sütlüğün) şer’an hükmü meşru yoldan nikahın haram olmasıdır. Emzirme yoluyla akrabalık gerçekleşirse bununla nafaka velayeti mal gibi sair neseb hükümleri geçerli değildir.
Bir kadının emzirdiği çocuk, süt annesinin hiçbir oğlu ile veya kızı ile evlenemez. Çünkü süt kardeşliği meydana gelmiştir. Fakat süt emen bu çocuğun, emzirilmeyen kardeşleri evlenebilir.
Emzirmeyle hısımlık haramlığı kesinleşir. Dolayısıyla bir kimse süt oğlunun boşadığı hanımıyla, bir kadında süt kızının kocasıyla evlenemez. Çünkü bunlar süt sebebiyle kayın peder ve kayın valide sayılmaktadır.
Bir kadın çocuğu bulunan kumasını emzirse, ikiside o kocaya haram olur. Çünkü emzirmekle kocasına kayın valide olmuş olur. Bir kimse kendi kızının veya kız kardeşinin süt verdiği bir çocuk ile evlenemez. Süt bağı konusunda şahit sayısı enaz iki erkek veya bir erkek, iki kadındır. Yapılacak bir şahitlik üzere süt bağı isbatlanan karı koca ayrılır. İlişki olmuşsa emsal mihir verilir. İlişki olmamışsa mihir isteminde bulunamaz..
Hiç kimse zina ettiği kadının kızıyla evlenemez.
Hanefilere göre helal şeklinde yaşanan ilişkiye nikah dendiği gibi, haram üzere girişilen ilişkiye de nikah denir. Dolayısıyla ikisinde de hısım haramlılığı sabit olur. Fakat haram ilişkiyle sabit olan hısımlık nimet değildir. Hısımlık sebebiyle haram olan kadınlar, neseb bakımdan haram oldukları gibi, emzirme bakımdanda haramdır. Meşru nikahlardan doğan hısımlık, eşler için büyük bir nimettir. Kesin surette sahih ve geçersiz nikah ile veya zina yoluyla gerçekleşen ilişkiyle hısımlık mahremiyeti(nikah düşmeyen evlenilmesi haram olan akraba) sabit olabileceği gibi, şehvetle dokunma, öpme, kucaklama ve cinsel organına bakmakla da sabit olur. Şu var ki; şehvet ile dokunmayla oluşacak hısımlık mahremiyetinin olabilmesi için sıcaklığı hissetmesi gerekir. Sıcaklığı hissedecek arada engelin bulunmaması lazımdır.
Hısımlık mahremiyeti ile kadının birinci derecede yakınlarıyla ya da zina eden erkek zina ettiği kadının birinci derecede yakınlarıyla evlenemez. Hısımlık mahremiyeti sabit olunca erkeğin kadını terk etmesi gerekir. Eğer terk etmezse hakim onları ayırır. Aralarında hısımlık bulunan belli kimseler arasında mahremiyet ve nikah haramlığının bulunuşu nass’la sabittir. Yine birbirlerine mahrem olan iki kadının tek nikah altında tutulamayacakları nass’la sabittir. Mesela bir kadın kızkardeşi, halası gibi mahremlerinin kocasıyla evlilik yapmaya hazırlıklarını gördüğü zaman ister istemez kalp kırıklığı yaşar.
Aralarında hısımlık bulunan kimseler arasında mahremiyet ve nikah haramlığının hikmeti çocukların anne babaya saygılı olmasını veya anne babanın da çocuklarına şefkatli olmasını sağlar. Bu açıdan meşru nikahlardan oluşan mahremiyet nimettir.
Çocuğun bakım hakkı öncelikle kadına, sonrada erkeklere ait. Çünkü anne yüreği babalara göre daha şefkatlidir. Çocuğun bakıcı için seçim hakkı yoktur, bakım hakkı hukuken kime ait ise onun yanında kalır..
Bakıcı kadın çocuğun yakınlık sahibi ve mahremi olmalıdır. Çocuğun bakacak başka bakıcılık hakkı olan yoksa, hakim güvenilir bir kadının yanına verilmesini sağlar.
Bakıcı kadın Müslüman veya zımmi olmalıdır. Din farklılığı engel değildir bakıcılığa..Zımmi olan bakıcısının yanında aklı kesinceye kadar bırakılır. Bu süre yediyaş ile sınırlandırılmıştır.
Erkek çocuk kendi ihtiyaçlarını görebilecek(yiyip- içebilecek, gusül alabilecek vs. duruma geldiğinde) düzeye geldiğinde velisine iade edilir. Bu süre fetva verilen görüş gereği yedi senedir. Kız çocuğu ise annesinin veya ninesinin yanında cinsel arzuları belirene kadar bırakılır. Bu arzuların başlangıcı dokuzdur, onbir yaş zaten şüphe götürmez. Kız çocukları bakıcılarından alındıkları tarihten itibaren ergen oluncaya kadar babalarının veya dede, kardeş gibi sair velilerin yanında bulunmaya mecburdurlar. Yani kocaya varıncaya kadar yanlarında kalmak zorundadırlar.
Bir çocuğun annesinden başka bakım hakkı sahibesi ücrete hak kazanır.
Velhasıl sütlük ve çocuk bakımı için önemli ikili.