İslam Hayattır

Hayatın her anından ibretlik kesitler ve diğer konular...

Teknoloji Çağının Rezilliği

Teknolojinin gelişmesi ve birçok açıdan hayatımız için bulunmaz bir nimet olduğu bu dönemde, ne kadar acı ki, saçma sapan olaylar da yaşamamıza girmeye başladı…!

…”çağın hastalığı” demeyi çok isterdim ama kusura bakmayın söylemeyeceğim. Çünkü bence “çağın sapıklığı”…

…evet cidden bir sapık eğilim…

…tamamen fantezilerden oluşan… tamamen gerçekle bağlantısı olmayan… tamamen içi boş… tamamen tetikleyici… tamamen kandırıcı… tamamen kendini sıfırlayıcı… tamamen kendini, karşısındaki kişiyi tatmin edecek bir “obje” haline getirici son derece çirkin bir durum.

Makbul Tevbenin Alametleri

Herkes tevbe ettiğine kanaat getiriyor, yalnız tevbelerin kabulünün bazı şartları vardır. Üç meseleyle tevbekârın alameti belli olur:

Dilini lüzumsuz söz, gıybet, söz gezdirme, yalan gibi afetlerden korur.

Hiç kimseye karşı kalbinde haset ve düşmanlık yoktur.

Bütün günahlarından ve kötü arkadaşlarından Allah Tealâ onu ayırır.

Şu halde tevbe , sadece sözleri ile: “Ya Rabbi bağışla, ben pişmanım.” demekten ibaret değildir. Tevbenin hukuku çok derindir.

Mümin kendisi için istediğini başkaları için de istemedikçe kâmil olmaz. Şu halde tevbelerimiz noksandır. Kâmil bir makama götürmek için tevbenin hakikatına , tevbe -i nasuha ulaşacak sebeplere yapışmamız lazım gelir.

Örtünme Emri Hikmet ve Gayesi

Hazret-i Âise (r.anhâ) vâlidemiz anlatiyor:

Allah Teâlâ muhâcir kadinlara rahmet eylesin. Kadinlar, bas örtülerini yakalarinin üzerini (örtecek sekilde) koysunlar âyet-i kerîmesi indiGi zaman, örtülerini (kenardan) yirtarak onunla (örtülmesi gereken diGer yerlerini de) örttüler.

islâmin baslangicinda kadinlar, kilik-kiyafetçe câhiliye devrinin örf ve âdetlerine uyuyorlardi. Bu emir üzerine saçlarini-baslarini, kulaklarini-boyunlarini, gerdanlarini-göGüslerini açik tutmayip derhal örtmeye basladilar.

Müfessirlerin nakline göre, Câhiliye kadinlari da bas örtüsü kullaniyorlardi. Fakat, islâmin emrettiGi tarzda ve ölçüde değildi... Ya saçlarını tam örtmeyecek sekilde baslarina takarlar veya enselerine bağlarlardi. Yakaları önden açilir, gerdanlari ve gerdanliklari açiGa çikardi. Zînetleri ve zînet mahalleri görünürdü. Demek ki, son zamanlarda asrîlik-çağdaslik sayilan açik-saçiklik, böyle eski bir Câhiliye âdeti imis...

Gözün Zinası

"Ey Resulüm, mü'minlere söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini haramdan korusunlar! Müslüman kadınlar da zinetlerini göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar örtsünler!" (Nur 31)

Yabancı kadınlara bakmak gözü zayıflatır, kalbi karartır. Peygamber efendimiz de "göz zinası" hakkında buyuruyor ki:

"Azab-ı ilahiden korkarak, başını yabancı kadından çevirene, Allahü teâlâ ibadetin tadını duyurur.”

"Harama bakmayan gözler, Cehennem ateşi görmez."

"Kadına, şehvetle bakanın, gözlerine erimiş kurşun dökülüp, Cehenneme atılır."

İş Yerinde Namaz

Esselamu Aleyküm,

Çalıştığın iş yerinin patronu veya müdürü, izân sahibi bir müslüman ise, kararlılığını ve namazın ehemmiyetini anlayıp bunu ifâ etmek zorunda olduğunu söylersen seni anlayacaktır inşeAllah...

Yok eğer sana sert çıkıp, bunun ehemmiyetini gölgelemeye çalışan sözler ve fiillerde bulunursa, namazın yaratılış gayemiz olduğunu ifade etmen gerekecek...

Allah-ü Zülcelal'in: "Ben insanları ve cinleri yalnız bana kulluk etsinler diye yarattım,"(Zariyat, 56) ayet-i kerimesini açıklamalı, bu ayet gibi diğer ayetlerin de, nefes alma, dünyada gezinme (yaşama) amacımızın KULLUK VAZiFESi nden ibaret olduğunu bildirdiğini söylemeliyiz...

Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz!!!

İslâm dininde aşırılığın ve zorluğun yeri yoktur. Dinlerin sonuncusu ve en mükemmeli olan İslâm dini, insanlık için dünya ve ahiret saadetini temin etmek üzere gönderilmiştir. Bu yüce dinin, evrensel niteliklerinden birisi de kolaylık dini olmasıdır. İnsanı gücü nispetinde sorumlu tutan İslâm dini, insanları zora ve sıkıntıya sokmak için gelmemiştir. O’nun gayesi, insanların iç ve dış dünyalarının saflığını, sadeliğini, berraklığını korumaktır. Konuyla ilgili olarak Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez.” (1)

Vesvese

"...Vesvese ilka edip, Allah' (c.c.) in zikrinden kaçan seytanin serrinden, nasın Rabbi olan Allah (c.c.) a siGinirim.."
Sûre-i Nas

Abdulkadir Geylâni "Hennas beni âdemin kalbine musallat olan, domuz suretinde bir seytandir" demektedir.

Günyetüttalibin
Bu seytandan kurtulmanin çaresi Allah-u Teâlâ'yi çok çok zikretmektir. Mezkûr ayetin karsiliGini teskil eden Hadis-i serifte Peygamber (S.A.V.) Efendimiz. "seytan ben-i âdemin kalbi üzerine yayilip onu yutar.
Ta ki zikrullaha devam etmeGe baslandiGinda kaçar. Zikir unutulduGu zaman tekrar kalbe yerlesmek ister. Ta ki bu hal. Zikrullahin nurû ile kalb nurlanip mutmain oluncaya kadar devam eder."

Ey Bid'ad Sahibi

"Bid'at sahibi, bid'atinden vazgeçmedikçe, Allahü teâlâ, onun hiçbir ibâdetini kabûl etmez!"

islâm âlimleri, müslümanlarin bid'at sahipleri ile görüsmelerini, onlara yaklasmalarini, konusmalarini yasak ettiler. Abdülkâdir Geylânî, bid'at ehlinin mezheplerinin bozuk olduklarina inanmak, onlara uymamak lâzim geldigini, onlari sevmemenin çok sevap oldugunu bildirdi. Peygamberimiz;

"Bid'at sahibine düsman gözü ile bakan kimsenin kalbini Allahü teâlâ emân ve îman ile doldurur."

"Bid'at sahibini kötü bileni Allahü teâlâ, Kiyâmet gününün korkularindan korur. Bid'at sahibine hakâret edene, Allahü teâlâ, Cennette yüz derece ihsân eder. Bid'at sahibini güler yüzle karsiliyan veya ona iyilik eden, Allahü teâlânin Muhammed aleyhisselâma göndermis oldugu islâmiyeti begenmemis olur" buyurdu.

Sayfalar