Tasavvuf

Sofiler ve Tasavvuf Hakkında...

SEYYİD ABDULHAKIM HÜSEYNİ (K.S.)'NİN HAYATI(GAVS-I BİLVANİSİ)

forum: 

(GAVS-I BİLVANİSİ)

SEYYİD ABDULHAKIM HÜSEYNİ (K.S.)'NİN HAYATI

Alperen gürbüzer

Gavsül, Azam (K.S.) (Hicri 1322) Zilhicce ayının onuna rastlayan Perşembe günü öğle ile ikindi arasında Bitlis'e bağlı Baykan ilçesinin Kermet Köyünde dünyayı şereflendirmiştir.

Baba dedeleri Bilvanisli olduğu için Gavsi Bilvanisi diye anılır. Gavs (K.S.) Siyanus Köyünde iken babası Seyyid Muhammed (K.S.) vefat etmiştir, terbiye ve yetişme işini dedesi Seyyid Maruf (K.S.) üzerine almıştır. Pırıl pırıl bir yüzü, ruhani bir siması ve çok değişik bir hali vardı. Abdurrahmani Tahi (K.S.)'nin halifesi Abdulkahhar Zoheydi (K.S.) bir gün Arınç Köyüne gelmiştir, çok küçük yaşta bulunan Seyyid Abdulhakim'i gördüğü zaman şöyle der:

-"Allah bağışlasın bu çocuk kimindir?" Bu ileride büyük bir zat olur. Ancak, bir kusurunu görmüyorum çok halimdir.

Muhammed Diyaeddin (K.S.) de bunun gelecekte büyük bir zat olacağını

söylemiştir. Şöyleki; yirmi altı sene ilim tahsili ile uğraşmış, İslami ilimlerde devrin en büyük üstadlarından ders almış olup, en son ve en fazla tahsil hayatı Suriye'deki hocası Ahmed-ül Haznevi (K.S.) tarafından tamamlatılmıştır.

Hayatında iki defa evlenmiştir. İki evliliğinden 7 oğlu, 6 kız evladı olmuş sadece bir oğlu kendisi hayatta iken vefat etmiştir. Hayatının her anı meşakkat ve irşat vazifesi ile geçmiştir. Son zamanlarda büyük bir hastalığa müptela oldukları için ameliyat olması gerekiyordu ve ameliyattan üç gün sonra (Hicri 1392), (Miladi 1972) Haziran ayının ilk günü olan Perşembe günü saat beş civarında ahirete irtihal etmiştir.

Gavs (K.S.) gerek hastalığının ilk anlarında, gerekse ağırlaştığı zamanlarda dahi farz ve gece namazlarını ayakta eda ettiler.

ŞEYH ODUR Kİ; YOLUN BAŞINDAN SONUNU GÖRE

forum: 

ŞEYH ODUR Kİ;

"YOLUN BAŞINDAN SONUNU GÖRE"

ALPEREN GÜRBÜZER
Gavs-ı Hızani (K.S.), birgün oturduğu yerde gülümsemiş, millet merak etmiş:

"-Efendim, hayrola. Biz birşey görmedik, hayırdır ne oldu?"

Gavs-i Hizani:

"-Yok, birşey yok." demiş. Sıkıştırmışlar, bunun üzerine, demiş:

"-Çayda bizim mürüde hatunlardan biri yıkanıyordu, saçını tararken, tarağı takıldı, canı yandı, dedi: "Ya Gavs! Biz ne yapalım, biz de düzeltiverdik."

Gavs-ı Bilvanisi S.Abdulhakım El Hüseyni (K.S.)’ de bir gün böyle oturmuş, gülümsemiş. Onu da merak etmişler. Sormuşlar, O da cevap vermiş:

"-Adamın biri, bizim harmana girmiş, çuvalı doldurmuş ve bizim harmandan mal aşıracak, Çuvalı doldurmuş, yüklenecek, sırtına ağır gelmiş. Dedi: Ya Gavs! Hem bizim malımızı çalıyor, hem de bizden yardım istiyor. Biz de ne yapalım, sırtına yükleyip gitti."

Gavs-ı Hizani (K.S.)'nın yanına birgün yörüklerden birisi gelmiş sofi olmuş ve bir sene kadar sofilik yaşamış. Hatta Gavs-ı Hizani (K.S.) de buna bir de tesbih hediye etmiş, doğru dürüst evine uğramamış. Bir sene sonra ailesinin evine gitmiş ailesi demiş:

"-İşte gittin de, gelmedin de, bizim sürüler kırılmaya başladı da, aç kaldık da, şu tarikatı bırak, bütün herşeyi geri ver, mahvoluyoruz vs. " Ve kadın fitnesi, o adamı da mahvetmiş. Gitmiş, durumu Gavs-ı Hizani'ye arzetmiş:

"-Kurban, al tesbihi. Bu tarikatı da üstümden al" demiş,

Gavs-ı Hizani (K.S.) ise şöyle demiş:

"-Evladım, sen yine dilediğin gibi yap. Tarikat sende dursun. Sen bildiğini yap" demiş. Adam ısrar edince Gavs-ı Hizani (K.S.);

"-Haydi aldık" der. Aradan seneler geçmiş bir gün Gavs-ı Hizani namazdayken, önce bir elini sallamış, ondan sonra diğer elini sallamış ve tabii üç harekette namaz bozulur. Millet merak etmiş, demişler:

"-Efendim ne oldu? Biz bir şey görmedik"

ÖLMEK İÇİN DOĞUNUZ

forum: 

ÖLMEK İÇİN DOĞUNUZ"

ALPEREN GÜRBÜZER
Sadat-ı Nakşibendiyye nispeti Muhammed Derviş (K.S.)'ten Hacegi Emkeneki (K.S.)'ye devrolunur.

Muhammed Bakebillah (K.S) mürşididir: Hacegi Emkeneki (K.S.).

Zahirde mürşidi, Hacegi Emkeneki (K.S.) olmasına rağmen, hakiki mürşidi Şah-ı Nakşibend'dir. Yani üveystir ve Şah-ı Nakşibendî (K.S.)'nin ruhani terbiyesiyle yetişmiştir. Hacegi Emkeneki (K.S.)'nin sofileri itiraz edecek gibi olmuşlar. Hacegi Emkeneki (K.S.), onlara haber göndermiş ve diyor ki:

"-Onlar telaşlanmasınlar. Bu zatı terbiye etmişler ve öyle göndermişler buraya. Bize ise sadece kontrol vazifesi düştü"

Muhammed Bakebillah (K.S.), kırk yaşları civarında dünyayı değiştirdiği halde, İmam-ı Rabbani (K.S.) gibi bir Mürşid-i Kamil yetiştirebilmiştir. Ve İmam-ı Rabbani (K.S.)'ye halifeliği verdiği andan itibaren mürşidlikten vazgeçmiş, kendi sofilerini ve oğullarını İmam-ı Rabbani (K.S.)'nin terbiyesine havale etmiş ve hatta kendisi dahi onun sohbetlerine devam eder olmuştur. Muhammed Bakebillah (K.S.) öyle der. "İmam-ı Rabbani (K.S.), öyle bir güneştir ki bizim gibi binlerce yıldızı örter."

İmam-ı Rabbani (K.S.) der ki: "Bize bildirildiğine göre Mehdi (A.S.) bizim bu nispetimizden, bu tarikatten gelecektir ve bizim marifetlerimizi okuyacak, kabul edecektir. Yine bize bildirildiğine göre Mehdi aleyhrahme kadar, bizim gibi bir zat daha gelmez."

Gavs (K.S.) da öyle der: "İmam-ı Rabbani'ye bir müridi demiş ki; Sen Mehdi Aleyhirrahmesin. Bu sözün karşısında İmam-ı Rabbani cevaben: "Ben de öyle sanmıştım ama ben değilim. Çünkü ben yüzün başını geçtim Mehdi Aleyhirrahme ise yüzün başını geçmeyecek."

Seyda (K.S.) sözlerine devam ederek: "Gerçi hadis falan değil, ama İmam-ı Rabbani'nin sözüdür" der.

HALVETTE ŞÖHRET VARDIR ŞÖHRET İSE AFETTİR

forum: 

HALVETTE ŞÖHRET VARDIR.

VE ŞÖHRET İSE AFETTİR"

ALPEREN GÜRBÜZER
Abdülhalık-ıl Gücdivani (K.S.), ilk defa bu Tarikat-ı Nakşibendiyye nispetini biraraya toplamaya çalışan zat olup, bu tarikatın önderlerinden sayılır. Tarikat-ı Nakşibendiyyenin aslının, azimetle amel ve ruhsatlardan kaçınmak olduğunu, ilk defa yayan ve aynı zamanda bunu bizzat Şah-ı Nakşibendî (K.S.)'ye talim eden zattır. Abdülhalık-ıl Gücdivani (K.S.)'den bu Tarikat-ı Nakşibendiyyenin nispeti Arifi Revegari (K.S.)'ye geçer.

Arifi Revegari (K.S.)'den de Aziz Mahmud İnciri Fağnevi (K.S.)'ye geçer.

Aziz Mahmud İnciri Fağnevi (K.S.)'den sonra Hace Ali Rametani (K.S.)'ye devrolunur. Bu Tarikat-ı Nakşibendiyye Hace Ali Rametani'yle birlikte tekrar açık zikre dönülür. Hace Ali Rametani der ki: "En kolay yol bir Allah ehlinin gönlüne girmektir."

Bir gün kendisine imanı sormuşlar:

"-İman nedir?"

Cevap vermiş:

"-İmanın başı beklemek, sonu da beklemek ve de ulaşmaktır."

DAHA BİZİM HAZİNELERİMİZİN KAPISINI ÇALAN OLMADI

forum: 

DAHA BİZİM HAZİNELERİMİZİN

KAPISINI ÇALAN OLMADI

ALPEREN GÜRBÜZER
Cüneydi Bağdadi (K.S) der ki: "Bu tarikata, bu yola inanmak bile keramettir." Ve vasiyetinde; "Bu taifeye ve bu taifenin sözlerine inanan birisini görürseniz, bana da dua etsin" buyurmuşlardır.

İmam-ı Rabbani (K.S) de; "Bu velilerin zahirleri öldürücü zehirdir. Sadece zahirlerine bakan helak oldular. Batınları ise, nur kaynağı, felah kaynağı ve selamet kaynağıdır." diyor.

İbrahim Hakkı Erzurumlu da öyle diyor: "Eğer avam (halkın genel seviyesi) bu velilerin batınlarını görselerdi ilah diye taparlardı."

Ebul Hasan Harkani (K.S.) der ki; kırk yıldır öyle bir haldeyim ki, Allah gönlüme ne zaman nazar etse kendisinden başkasını bulamaz.

İmam-ı Rabbani (K.S.); "Biz bu tarikatta, en kabiliyetsiz müridimizi bile vukuf-i kalb ile uğraştırır, yine de ulaştırırız" diyor. Vukuf-i kalb demek; insanın kalbini devamlı Allah'la tutmasına çalışması demektir ve bu, kısa bir çalışma neticesinde büyük semere verir.

Şeyh Alaaddin Attar, Şah-ı Nakşibendî (K.S.)'nın halifesi ve şöyle der: "bu tarikatta her şey iki üç günlük amelin neticesidir. İnsan bu tarikatta iki üç gün gerçekten sadakatla çalışırsa, kendisi bazı şeyler meleke kesbeder ve bazı şeyleri artık gayrı ihtıyari yapmaya başlar.

Şah-ı Nakşibendî (K.S.) de öyle der: "Hayatımda gördüğüm birşey benim ciğerime kan oturtturdu. Bir baktım Mina Pazarı'nda bir genç ellibin altınlık alışveriş yapıyordu ve kalbi hala Allah'ı zikrediyordu. Aynı anda Kâbe’nin kapısına yapışmış birisi, Allah'tan gayrı şey istiyor.

Gavs (K.S.) da "Daha bizim için buraya gelen olmadı. Kimisinin derdi var ondan geliyor. Kimisi arkadaşının zoruyla geliyor, kimi bakalım nasıl birşeymiş diye geliyor. Hepsi bir sebeple geliyor. Zararı yok, bu çemberin içine girsinler de nasıl girerlerse girsinler" buyurdu.

SONSUZ KAYNAK: SİLSİLE-Yİ ŞERİFE

forum: 

SONSUZ KAYNAK: SİLSİLE-Yİ ŞERİFE

ALPEREN GÜRBÜZER

SİLSİLE:

1- Hz. Ebu Bekir (R.A)
2- Selman-ı Farisi (R.A)
3- Kasım bin Muhammed (Rh. A)
4- Cafer-i Sadık (Rh. A)
5- Beyazıt-ı Bestami (K.S.)
6- Ebu Hasan Harkani (K.S.)
7- Ebu Ali Farmedi (K.S.)
8- Yusuf Hemedani (K.S.)
9- Abdülhalık el Gucdüvani (K.S.)
10- Arif er Revegari (K.S.)
11- Mahmud İnciri Fağnevi (K.S.)
12- Ali Rametani (K.S.)
13- Muhammed Baba Semmasi (K.S.)
14- Seyyid Emir Külal (K.S.)
15- Şah-ı Nakşibend Muhammed Bahaeddin (K.S.)
16- Alaaddin Attar (K.S.)
17- Yakup Çerhi (K.S.)
18- Ubeydullah Ahrar (K.S.)
19- Muhammed Zahid Bedahşi (K.S.)
20- Derviş Muhammed (K.S.)
21- Hacegi Emkeneki (K.S.)
22- Hace Muhammed Bakebillah (K.S.)
23- İmam-ı Rabbani el Müceddidi Elfisani Şeyh Ahmedi Faruki Serhendi (K.S.)
24- Muhammed Masum bin Ahmed Faruk (K.S.)
25- Şeyh Seyfüddin bin Muhammed Masum (K.S.)
26- Şeyh Seyyid Nur Muhammed Bedvani (K.S.)
27- Şeyh Şemsuddin Habibullah Mırza Canan el Mazhar (K.S.)
28- Şeyh Abdullah Dehlevi (K.S.)
29- Mevlana Halid Bağdadi (K.S.)
30- Şeyh Seyyid Abdullah Hakkâri (K.S.)
31- Şeyh Seyyid Taha el Nehr-i Hakkâri (K.S.)
32- Seyyid Sıbgatullahi Arvasi (Gavsı Hizani) (K.S.)
33- Hz.Şeyh Abdurrahman-ı Taği (K.S.)
34- Şeyh Fethullah (K.S.)
35- Şeyh Muhammed Ziyaeddin (K.S.)
36- Şeyh Ahmed'ül Haznevi (K.S.)
37- Şeyh Seyyid Abdülhakim el Hüseyni (Gavsi Bilvanisi (K.S.)
38- Şeyh Seyyid Muhammed Raşit (K.S. Sultan-ül Buhari)
39- Şeyh Seyyid Abdulbaki (K.S.)
SONSUZ KAYNAK: SİLSİLE-Yİ ŞERİFE

Bu yolun esaslarını Peygamber (S.A.V.) Hz. Ebubekir Sıddık (R.A.)'a devreder. Bu tarikat-ı aliyenin ilk esasları mağaradayken verilmeye başlandı. Malum olduğu üzere, mağaradayken Hz. Ebubekir Sıddık (R.A.)'ın ayağını yılan soktuğu zaman çok canı yandı, öyle ki; gözyaşları Resulullah (S.A.V.)'ın üzerine damlayınca,
Allah Resulu:

Allah'a kavuşturan yollar

forum: 

[b]İlim, Amel, İhlâs ve kulu Allah'a kavuşturan yollar[/b]

Kabaca bir tasnifle, İslâm şerîatı üç kısımdan yani üç temel unsurdan meydana gelmiştir:

• İlim,

• Amel,

• İhlâs.

Bu üç kısımdan her biri ayrı ayrı yerine getirilmedikçe, şerîat tam olarak tahakkuk etmez. Ne zaman ki şerîat tahakkuk eder, Cenâb-ı Hakk'ın rızâsı da hâsıl olur. Mevlâ'nın rızâsı ise, dünyevî ve uhrevî saâdetlerin hepsinin üstündedir. “Allah'tan bir rızâ, (yani Allâh'ın rızâsından olan bir küçücük şey bile, cennet nimetlerinin) hepsinden daha büyüktür.” (1)

TAKVÂ/MÜTTAKÎ

forum: 

TAKVÂ/MÜTTAKÎ

"Takvâ"nin kelime anlamı korkulan şeylerden korunmak ve sakınmak demektir. Terim olarak

Allah (c.c.)'ın, sınırı aşanlar için hazırladığı cezaya çarpılmaktan sakınmak demektir. Bu ise öncelikle Allah (c.c.)'ın yasakladığı şeyleri yapmamakla olur. Fakat bu, yüzde yüz garantili bir sakınma, yani takvâ değildir. Çünkü kesin helâl ve kesin yasakların yanında, dinde bazı şüpheli şeyler de vardır. Bunların helâl olma ihtimali yanında, haram olma ihtimalı de bulunur.

Bu yüzden bazı Islâm bilginleri "takvâ"yı; harama düşme endişesiyle, şüpheli şeylerden de sakınmak diye tarif etmişlerdir.

TAYLASAN

forum: 

[b]Gavs-ı Hizani (k.s.) buyruyor ki;

Taylasan, maddi ve manevi olmak üzere iki türlüdür. Maddi taylasan bellidir.*

Manevi olan; mürid, mürşidini başının üzerinde örtü şeklinde kabul edip, örtüsünün sarkan ucu gibi mürşidinin kendi vücudunu sardığına inanarak, ondan feyiz almasıdır. Müridi gayeye eriştirmekte bu yol faydalıdır.
[/b]

...

*Taylasan; bazı tarikatlarda görüldüğü gibi başa bir örtü atmaktır. Bunun faydası gözün sağa sola dönmeyip, önüne bakmasını sağlayarak, kalbin huzurunu muhafaza etmektir.

Futuhu'l Gayb - Abdulkadir Geylani Hazretleri (k.s.)

forum: 

Futuhu'l Gayb - Abdulkadir Geylani Hazretleri (k.s.)

1. Makale - VAZİFE

2. Makale - HAYRI TAVSİYE

3. Makale - İPTİLA

4. Makale - MANEVİ ÖLÜM

5. Makale - DÜNYA VE HALİ

6. Makale - HALKI BIRAKMAK

7. Makale - KALBİN HASTALIĞI

8. Makale - ALLAH'A YAKINLIK

9. Makale - KEŞİF VE MÜŞAHEDE

10. Makale - NEFİS VE HALLERİ

11. Makale - ŞEHVETİN BEYANI

12. Makale - DÜNYALIĞI SEVMEK

13. Makale - ALLAH'IN EMRİNE TESLİM OLMAK

14. Makale - VELİLERE UYMAK

15. Makale - KORKU VE ÜMİD

16. Makale - TEVEKKÜL VE DERECELERİ

Sayfalar