Tasavvuf

Sofiler ve Tasavvuf Hakkında...

MUHAMMED KONYEVİ(K.S)

forum: 

MUHAMMED KONYEVİ(K.S)
ARAŞTIRMACI-YAZAR:ALPEREN GÜRBÜZER

Seyyid Muhammed Raşid Hz.'nin halifesi
Molla Muhammed Hz.:
''Allah'ın emir ve nehiyleri üzerinde çok dururdu''

Bize vakit ayırdığınız için Allah (c.c.) razı olsun. Bazı bid'at ehli insanlar haşa tarikatı ve rabıtayı inkar ediyorlar, bu konudan biraz bahseder misiniz?

SEYDA(K.S)’İNYETİŞTİRDİĞİ HALİFELERİ (MOLLA MUHAMMED HAZRETLERİ)

forum: 

SEYDA(K.S)’İNYETİŞTİRDİĞİ HALİFELERİ
(MOLLA MUHAMMED HAZRETLERİ)

ALPEREN GÜRBÜZER

Molla Muhammed Hazretleri, 1942 yılında Mardin ilinin Kızıltepe ilçesine bağlı Konaklı köyünde doğdular. Altı yaşına geldikleri zaman o yıl köylerine açılan ilkokula kaydoldular. Öğrenimleri devam ederken aynı zamanda dayılarının yanında Kur’an-ı Kerim öğrendiler. Bu esnada dayıları, seni medreseye göndereceğim derlerdi. Molla Muhammed Hz.lerinin okul öğretmenleri onu öğretmen okuluna gönderme kararı verdiler. Bu zaman zarfında Molla Muhammed Hz.leri öğretmen okulunda namaz kılmaya müsaade etmediklerini öğrenip, bu karara karşı çıktılar. Okulu bitirince bir süre kendi koyunlarına çobanlık yaptılar.

Molla Muhammed Hz.leri, aradan bir süre geçince yanına bir yatak alarak evden kaçtılar. Bir medreseye yerleştiler. Bu günlerden bahsederken : “O günlerin tadı bambaşka idi. İlim ve din aşkı ve din aşkından deli olacaksın”diye üzüldüklerini beyan ederlerdi diye aktarıyor.

Medrese yılları boyunca bütün arkadaşları ile hoş vakit geçirmeye çalışır ve azami dikkat sarf ederlerdi. Hocalarını da memnun etmek için var güçleri ile çalışırlardı. Hatta hocalarından birisinin şöyle dediği nakledilmiştir: “Yalnız o talebeliğin hakkını veriyordu”. Molla Muhammed Hz.leri hocalarını anarken ; “Allah onlardan razı olsun” diye dua ediyorlar.

GAVS-I SANİ(K.S)

forum: 

GAVS-I SANİ(K.S)
ALPEREN GÜRBÜZER
Bilvanis, Siyanüs, Taruni, Havil, Dilibey, Nurşin, Kasrik ve Gadir köylerinden soluklayarak Menzil’i mekan edinen Gavs Hz.leri ve oğulları (Seyda Hz.leri ve Seyyid Abdülbaki Hz.leri) kıyamete dek sürecek irşad faaliyeti sergilemektedirler. Peygamber soyundan gelen bu aile, Şah-ı Nakşibendi (k.s.)’ın Kasr-ı Arifan’da başlattığı irşadın ikincisini her türlü çileye rağmen, devam ettirmektedirler. Bu yüzden Menzil’e Seyda Hz.leri (k.s.) ikinci Buhara demiştir. Gerek Gavs Hz.leri, gerek Seyda Hz.leri ve gerekse Seyyid Abdulbaki Hz.lerinin bu yerlerde Allah’ın rızasını kazanmaktan başka gayeleri olmamıştır. Rıza-ı Bari hayatlarının parçası olmuş ve bu uğurda diyar diyar gezmişler ve bu uzun yürüyüşten sonra , Menzil en son durakları olmuş. Böylece göç ve hicret hayatını yaşayarak Resulüllah’a mutabaat yaptılar.
Bu yürüyüşü önce Gavs Hz.leriyle köy köy gezerek başlamış Seyda Hz.leri döneminde kalabalıklara dönüşmüş ve Seyyid Abdülbaki Hz.lerin de ise zirveye ulaşmıştır. Bu irşad halkasının içinde Şeyh Abdurrahman-ı Tahi, Şeyh Fethullah, Şeyh Muhammed Diyauddin, Şeyh Ahmed-el Haznevi gibi sadatlar sıralanmış, mekan değiştirenlerin yerine Gavs Hz.leri, Seyda Hz.leri ve Seyyid Abdülbaki Hz.leri aynı heyecanla bu yolu bugüne dek taşıyarak onların yollarını takib etmişlerdir.
Nöbeti devraldığı zat, hem kardeşi, hem yol arkadaşı, hem mürşidi Seyda Hz.leridir. hayattayken arkasında iki büklüm bir vaziyette büyük bir adabla peşisıra yürümesiyle dikkati çeken Seyyid Abdulbaki Hz.leri ilerisini haber verircesine nöbeti Seyda Hz.lerinden devralmıştır. Babaları Gavs Hz.leri olan bu ikili, ailenin gözbebekleridir adeta.

SEYDA(K.S) HASTA OLSA MUTLAKA MUAYENE OLURLARDI

forum: 

Dr. ALİ OKUR : “SEYDA HAZRETLERİ’NİN HANGİ HASTALIĞI OLURSA OLSUN, MUTLAKA MUAYENE OLURLARDI.”
DERLEYEN: ALPEREN GÜRBÜZER
Kendilerini ziyaret ettiğimizde üniversitede öğrenci idik. Tıp Fakültesinde de gücümüzün yettiği kadarıyla, beş vakit namaza devam ediyordum. Toplum içerisinde ibadet yapan biri olarak gösteriliyor ve bir insan olarak ortadaydım. Yaşım kırk altı ve o yıllarda aşağı yukarı cuma namazı kılana “hoca” derlerdi. Cuma namazına gittiğim için bana da “hoca” diyorlardı. Fakat kendi yaptığım ibadete bakıyordum, bir de diğer büyüklerin namazlarından misallere baktığımda durumum iç açıcı görünmüyordu. Hz. Ali (k.v.)’in ayağına veya vücuduna saplanan okun çıkarılabilmesi için: “Namaza durayım da oku o zaman çıkarın” demesi vardı. Bunlara baktığım zaman benim namazımla onların namazı birbirine benzemiyordu. Böyle bir çarpıklık hissettim. Ya onlarınki çok efsanevi veya benimki gerçek değildi. Büyük fark vardı arada.

S.SAKİ HZ.LERİNİN SEYDA VE GAVSI SANI İLE İLGİLİ RÖPORTAJI

forum: 

SEYYİD SAKİ HAZRETLERİ’NİN SEYDA HAZRETLERİ (K.S.) VE SEYYİD ABDULBAKİ HAZRETLERİ (K.S.) İLE İLGİLİ SOHBET MÜLAKATI
Röportajı yapan:ALPEREN GÜRBÜZER
—Seyyidim, Seyda Hazretlerinin çocukluk dönemlerinden anlatır mısınız?
—Çocukluk dönemleri hatırımıza gelmiyor. Ancak son irşat dönemleri aklımıza geliyor. Seyda Hz.leri Gavs Hz.lerinin en büyük destekçisi ve yardımcısı idi. Gavs (k.s.), dar-ı beka’ya irtihal edince yirmi sene üzerinde irşat faaliyeti başlar. Bu sefer de yardımcı olarak Seyyid Abdulbaki hazretleri vardır ve onun dışında doğru dürüst yardımcısı olmamakla beraber, bu kadar geniş bir kitleyi irşat yaptı.
—Seyyidim, Seyyit Abdülbaki Hazretleri aynı zamanda babanız oluyor. Bir baba olarak halifelik döneminde Seyda Hz.leri için derdi?
—Bize nasihati genelikle şu oluyordu:
“Eğer benim evlatlarımsanız bana itaat etmeyin, bu zata itaat edin. Benden hiçbir şey sormayın”
Yani kendisini kesinlikle baba olarak, bizimle kendisini mürşidin arasından çıkarttı. Bizi bu yola ısındıran Seyyid Abdulbaki Hazretlerinin bu halleri ve tavırları oldu. O’nun davranışları aileye çok etki yaptığı gibi, bizleri de Seyda Hazretlerine bent ediyordu. Hem bizleri mümkün mertebe bu yola teşvik ediyordu, hem de kendisi bizatihi hayatında uygulayarak örnek oluyordu. Zaten öyle olmasaydı bugünkü durum olmazdı. Malumunuz, irşad halkası illa ki babadan oğla , ya da kardeşten kardeşe geçecek bir şey değil. Bu elde edilen ve çalışarak ulaşılan bir nimet. Seyda Hz.lerinin büyüklüğü Seyyid Abdulbaki Hz.lerinde daha da gerçek meyvesini verdi. Bugün baktığımızda cemaat üçe dörde katlandı. Yine cezbeye bakıyorsun büyük bir mürşidin alametini gösteriyor.

SEYDA (K.S.)'NIN 63 YILA SIĞAN SÜNNETE MUTABAAT HAYATI

forum: 

SEYDA (K.S.)'NIN 63 YILA SIĞAN SÜNNETE MUTABAAT HAYATI

ALPEREN GÜRBÜZER

Seyda Hazretleri (K.S.), Allah'a giden yolda Sadat-ı Kiram'ın metodunu manevi tasarruflarıyla insanların yüreğine işleyen gönül sultanıdır. O, alışılmışın dışında bir uygulamayla vaazsız, nasihatsız hatta hiç bir konuşmadan etrafında daire ve halka oluşturan Allah dostu.
Binlerce insanın kafileler halinde Menzil'e gidip Seyda Hazretleri'nin manevi tasarruf şemsiyesi altında daire oluşturması, akıllara durgunluk veren hadisedir. Gerçekten bu durumu ne akılla, ne de ilimle izah edemeyiz, ancak ve ancak şöyle diyebiliriz: Allah bir kulunu sevdi mi, isterse bütün dünyayı ayağına getirir. Nitekim herşey sevgi ve sevilmek denen iksir içinde gizli...
Seyda Hazretleri etrafında kümelenen kalabalığın sayısına bakmaksızın, Allah'a giden yolda Sadat-ı Kiram'ın ortaya koyduğu düsturları yaşayarak ve yaşatarak hayırhah daire çiziyordu. Bütün mesele yaşamak ve yaşatmakta...
Tevbe; bu yolda günahlarla esaret zincirine vurulan insanın hürriyete giden yolda ilk kapısıdır. Sadat-ı Kiram'ın kapısında: Gelene gelme, gidene de gitme denilmez. Kapıda engelleyen hiç bir durum gözükmez. 'Ne olursan ol yine gel' sözünün tatbikatı burada...

HALİFE BIRAKAN MÜRŞİDİ KAMİL BU DÜNYADAN GÖÇ ETSEDE YAŞAR

forum: 

HALİFE BIRAKAN MÜRŞİDİ KAMİL BU

DÜNYADAN GÖÇ ETSEDE YAŞAR"

ALPEREN GÜRBÜZER

Seyyid Abulhakım El Hüseyni (Gavs-ı Bilvanisi (K.S.)) bir sohbetlerinde şöyle buyuruyor:

"-Şah-ı Hazne (Ahmed-ül Haznevi), vefat ettiğinde, O'nu gören de görmeyen de üzüldüler. Görenler, keşke çok amel işleseydik diye hayıflanırken, görmeyenler de keşke O'nu görseydik dediler".

Şah-ı Hazne (K.S.) önceleri çok fakirmiş. Gerçi daha sonraları Suriye'nin ordularını bile doyurmuş büyük bir zat. Gavs Hazretleri şeyhini ziyaret etmek için sınırda mayın tehlikesine rağmen, bin bir türlü cefa çekerek O'na ulaşmanın heyecanını yaşıyordu. Gavs-ı Bilvanisi (K.S.) Şah-ı Hazne'nin yanına varmazdan evvel hem âlim, hem de Seyyiddi. Gavs Hazretleri öyle der:

"-Eğer Şah-ı Hazne'yi görmeseydim helak olacağımdan korkardım."

Demek ki, bir zat alim de olsa, Peygamber nesebinden de olsa mürşid önünde gölgeye girmek gerekiyor.

Nasıl ki Şah-ı Hazne (K.S.), Gavs Hazretleri'nin şeyhi ise, Gavs Hazretleri de Seyda Hazretleri'nin şeyhidir. Aynı zamanda babasıdır.

Seyda Hazretleri daha küçük yaşta iken, babası Şah-ı Hazne'ye O'ndan bahseder. Şah-ı Hazne hemen O'nu getirin bana der. Seyda Hazretleri huzura gelir. Şah-ı Hazne karşısında duran dokuz yaşındaki çocuk olan Seyda Hazretleri'ni görür görmez, yüzü aydınlanıverir. Şah-ı Hazne ilerde Seyda Hazretleri'nin çok sofileri olacağını ve Allah'a şükrederek:

"-Biz O'nun cemaatında bulunamazsak da, o cemaatın çobanını görmek de büyük bir nimettir" der.

Zaten, şeyh odur ki, yolun başından sonunu göre...

Gavs-ı Bilvanisi (K.S.)'nin Şah-ı Hazne (K.S.)'ın vefatı ile ilgili söylediği söz, Seyda Hazretleri'nin bu dünyadan göç etmesiyle bir kez daha tekerrür etti. Seyda (K.S.) dar-ı bekaya irtihal edince sofilerin gözyaşları dinmediği gibi içinden;

VEDA SOHBETİ

forum: 

VEDA SOHBETİ

DÜNYA İLE MAĞRUR OLMAYALIM

Derleyen: ALPEREN GÜRBÜZER

Sultan Seyyid Muhammed Raşit Hazretleri (K.S.)'nin 10.10.1993 pazar günü Afyon'daki ikametgâhında Menzil'e gitmeden önce yapmış olduğu veda sohbetidir.

Sultan Seyyid Muhammed Raşid Hazretleri (K.S.)

Çeviriyi yapan: Oğlu Seyyid Fevzeddin .

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Allah (C.C.) bizlere üç büyük nimet bahşetmiştir. Bu nimetlere çok şükür etmemiz lazımdır. Bu nimetlerden, oruç tutmak, zekât vermek, sadaka vermek, namaz kılmak. Allah (C.C.)'ın bize bahşettiği en büyük nimetlerdendir.

O nimetlerden birincisi ve en önemlisi: Allah (C.C.) bizi Müslüman olarak yaratmıştır. Bizim de bu nimete karşılık Allah (C.C.)'a çok ibadet etmemiz lazım. Bu ibadetlere karşılık Allah (C.C.) Müslümanlara cenneti ve içindeki çeşitli nimetlerihazırlamıştır ve ebedi olarak orada kalacaklardır. Ona göre ibadetleri arttırmamız lazım gelir.

Allah (C.C.) isteseydi bizi Müslüman değil de kâfir olarak da yaratabilirdi. Kâfirler için ebedi cehennem ateşi ve azabı hazırlamıştır.

İnsan bir düşünecek olursa, bir mum alevine bile parmağını tutsa ateşinin acısına dayanamaz. İnsan bilerek bir ateşin bile parmağını tutamazken nasıl olur da ebedi ateş olan cehennemlik amelleri işler, günahlardan kaçınmaz ve ibadet yapamaz? Bunu düşünerek ibadetleri arttırmalıyız. Allah (C.C.) bütün dünyanın servetini bize vermiş olsaydı Müslüman olabilmenin bedelini gene de karşılayamazdık.

Allah (C.C.)'ın bize sunduğu ikinci büyük nimet: Allah (C.C.)'ın bizleri en son ve en büyük Peygamber Hz. Muhammed (S.A.)'ın ümmeti olarak yaratmış olmasıdır. Nasıl ki Hz. Muhammed (S.A.V.) peygamberlerin en efdali ve üstünü ise Hz.Muhammed (S.A.V.)'ın ümmeti de ümmetlerin en üstünü olarak dünyaya gelmişlerdir.

ALLAH RESULÜ AFFETMİŞLERDİ, SEYDA HAZRETLERI DE AFFETTİLER

forum: 

ALLAH RESULÜ AFFETMİŞLERDİ,

SEYDA HAZRETLERI DE AFFETTİLER

Derleyen: ALPEREN GÜRBÜZER

Gökçeada'da geçen günlerine şükrü ve sabrı tavsiye ederek, buyurdular ki: "Gelin oturun artık Allah'a dua edin. Bizi buraya getirmiş sonra on katını yapmalıyız. Cenabı-ı Rabbül Âlemin, bu güne kadar bize herşeyi verdi. Bundan sonra bizi, buraya gönderip, sadık olup olmadığımızı imtihan ediyor. O zaman, hiç durmadan ibadet etmemiz gerekiyor."

Evlerini değiştirip, üç odalı bir yere taşındıklarında, ilk buyurdukları: "Şükredin, bir odamız daha oldu. Şükrümüzü artıralım. Bakın hem geniş bir yerde oturuyoruz, hem bizi koruyan polislerimiz bile var. Bizi her yerden gözetliyorlar" dedi.

Ve Rabıta, Nakşî yolunun müride emredilenin, velideki tecellisi ise, fena ve beka halidir ki herşey öz yurduna nisbet eder. Seyda Hz.leri, romatizma ağrıları için girdiklerı kuma bakıp, buyuruyorlar: "Medine'nin kumları bunlar."

Ferdi hastalıkları ilerleyince, zamanın başbakanı merhum Turgut Özal'ın gayretiyle, Ankara Gülhane Hastanesi'nde muayene edilir. Teşhisle, Ankara'da ikamet edilmesi gerektiğine dair, heyet raporu alınır. Hemen Ankara'nın bir semtinde, yani Karyağdı Sokak'ta bir ev tutulur. Sürgün burada devam edecektir. Nihayet 6 Şubat 1986'da mecburi ikamet ve gözetim kaldırılıyor. Tabii, bir hal olmasına ve dışardan en küçük bir vicdan sahibini feryad ettirecek bu dönem hakkında, makamı ve kişiyi suçlayıcı tek bir söz söylememişler, incitici bir söz, yaralayıcı ve hiç bir isbata tenezzül buyurmamışlardır.

Sürgün dönemi bittikten sonra, Menzil'e yola koyulurlar. Önce Gavs Hazretleri'nin merkadını ziyaret, Şükür namazı ve ardından Hane-i Saadetleri'ne teşrifte Mevlüd okunur.

VUSLAT VE DÜĞÜN GECESİ

forum: 

VUSLAT VE DÜĞÜN GECESİ

Derleyen: ALPEREN GÜRBÜZER

1972 yılı Gavs (K.S.)'ın sevinç yılı. Mevlana Celaleddin'in Şeb-i Arus dediği vuslat ve düğün gecesinin olduğu yıl 24 Mayıs'ta Allah'a yürüyorlar, arkasından müminler, âşıklar, halifeleri ve sofilerin gözleri yaşlı. Gavs (K.S.), artık bu âlemden göç etmiştir.

Seyda (K.S.) buyurdular:

"-Allah (C.C.) Resulü'ne, "Biz seni âlemlere rahmet olarak göndermekten başka birşey olarak göndermedik. Allah Resulü'nün ölümü dünyanın üzerine musibet halinde çöktü. Benim babam da Allah Resulü'nün varislerindendir. Ben O'nun Allah yolunda insanları irşad ve ilimle uğraştığına şahidim. Biz O'nu Allah yolunda olduğu için seviyorduk. Babam irtihal etti. Nakl-i mekân etti. Allah Hayy'dır ve mekândan münezzehtir. Öyleyse aşka, Allah'a... Herşey fanidir."

Seyda (K.S.)'nın bu uyarısı sofileri ferahlatmıştır. Gavs (K.S.)'ın ardından 21 yıl sürecek irşad ve cefa hayatı da başlamıştır artık. Önce, artık ihtiyacı karşılayamayan cami genişletilir ve iki bölüm olan camiye ayrı iki kapıdan girilir. Cami büyütülürken bir mihrap daha yapılır. Üzerinde Altun Silsile'nin şeceresi yazılıdır. Camiinin alt kısmı ziyaretçilerin istirahatleri için ayrılmıştır.

Sayfalar