FEHMİ KORU(TAHA KIVANÇ) NE DEDİ?
FEHMİ KORU(TAHA KIVANÇ) NE DEDİ?
ARAŞTIRMACI YAZAR:ALPEREN GÜRBÜZER
ZIRVA TEVİL GÖTÜRMEZ
Sofiler ve Tasavvuf Hakkında...
FEHMİ KORU(TAHA KIVANÇ) NE DEDİ?
ARAŞTIRMACI YAZAR:ALPEREN GÜRBÜZER
ZIRVA TEVİL GÖTÜRMEZ
HEKİMOĞLU İSMAİL NE DEDİ?(gönüller sultanı)
ARAŞTIRMACI-YAZAR:ALPEREN GÜRBÜZER
GÖNÜLLER SULTANI
Vazife:
Allah indinde din, İslâmiyettir. Gerçek müslümanlar bulunduğu müddetçe kıyamet kopmayacaktır. Demek ki İslâmiyet kıyamete kadar yaşayacak. Yaşanan bir din için Allah dine hizmetkâr olacak kullarını göndermektedir. İslâmiyete hizmet eden herkes, Allah'ın memurları hükmündedir. Görünmemekle beraber her birinin rütbesi vardır.
Keramet:
İslâmiyete hizmet edenlerin en belli vasfı keramettir. İslâmi ahlaka sahip olmak, İslâmi ilimleri bilmek bir bakıma keramet gibi görünse de, alışılmışın dışında bazı işlerin yapılabilmesi de kerametin en mühim şekli. İnsanlara, İslâmca yaşamayı verebilmektir.
Ayyaşların tevbesi:
İki ayyaş bir taraftan kadehleri boşaltırken, bir taraftan da çene çalıyorlardı:
-Seninki artık içmez oldu.
-Sorma yahu, bir hoca görmüş, kendisi hoca kesilmiş.
Kahkahayı bastıktan sonra:
-Adam hem içiyor, hem sakal bırakmış, hem de camiye gidiyor. Ha babam ha!..
-Görmesem inanmazdım.
Biraz sustular. İkisi de kadehlerini tutuyor, ikisi de sigarayı tellendiriyordu.
-Biz de gitsek mi?
-Anlamadım?
-Kafayı iyice çekelim, ceplere de birer tane yerleştirelim. Bagaja da dolduralım. Bakalım hoca ne yapacak?
Yine güldüler. Kadeh tokuşturdular. Bu karara sevinmişlerdi.
Bir hafta sonra sarıklı, cübbeli, entarili bir şahsın karşısına dikildiler. Ayakta duramayacak kadar sarhoştular.
-Para verdiniz, gidip için...
Onların hayatları ''içmek''ti. Hoca da için diyor. Hemen ayrılıp, arabanın yanına döndüler. Kendi tabirleriyle çilingir sofralarını kurup, içmek istediler. Mümkün değil. Tek yudum alamadılar. O zaman şişeleri taşa çaldı.
Tevbe:
Yarabbi, işlediğim günahlara tevbe ediyorum. Keşke işlemeseydim. Bir daha işlemeyeceğim...
Keramet mi?
İSMAİL ÇETİN EFENDİ İLE SOHBET
ARAŞTIRMACI-YAZAR:ALPEREN GÜRBÜZER
Seyda Hz.lerinin vefatının ardından feyiz dergisinde yayınlanan İsmail Çetin Hoca ile apılan röportaja hep birlikte göz atalım. Bakın İsmail Çetin Hoca ne diyor:
Seyda Hz. (k.s.) hakkında genel olarak neler söyleyebilirsiniz?
İsmail Çetin: Seyda Hz.'ni babasından tanıyorum. Şeyh Abdulhakim Hz. Gavs'lık makamında idi. Gençliğimiz beraber geçti. Babasının hizmetinde son derece çalışıyordu. Müridlere, tekkeye hizmet ediyordu. Babası tarafından yetiştirilen mükemmel bir zattır. Tasavvufi ahlakla, zikirle yetişmiş büyük bir zat olarak tanıyorum. Bundan fazlasını söyleyemem. Türkiye'deki yeri bizim tasavvurumuz ile irşad derecesinde mükemmil bir zat idi diyorum, bundan fazlasını söyleyemem.
Seyda Hz. 'nin diğer alim ve mürşidlerden farkı ne idi?
İsmail Çetin: Seyda Hz. ilim sahibi idi ama ilimle meşgul değildir. Yani Şeyh Muhammed Raşid (k.s.) ilimle meşgul değildir. Daha doğrusu tasavvufla meşguldür. Sofilikte ise dil ile değil tatbikatla bilinen bir meseledir. Mükemmil bir mürşid idi, irşad da mükemmil bir zat idi. Fakat irşadı zahiri bir surette değildi. Bu kendisine has özel bir meseledir. Dil ile söylenemez mesele bu. Muvaffakiyeti ilimle değil, muvaffakiyeti takva iledir.
Binlerce insan intisap ediyordu. Üstelik sohbette etmiyordu. Bunu nasıl izah edersiniz?
İsmail Çetin: İrşadı bunu akıl dairesinde izahı mümkün değildir. İrşad kalbidir. Dille değildir.
Tasavvufun gerekliliği hakkında neler söyleyebilirsiniz?
İsmail Çetin: İslam beden ise tasavvuf onun ruhudur. İslam ruh ise tasavvuf onun bedenidir. Asrı saadette tasavvuf var idi, isim sonra takıldı. Ama yaşantı olarak vardı. Tasavvuf şeriati tatbik etmekten ibarettir. Yani bir insan büyük günahları terkeder, farz vacipleri ikmel eder, zikir de yaparsa kamil bir mürşidin nezaretinde sofi olur.
S. MUHAMMED NURANİ HZ. İLE MÜRŞİD-İ KAMİL, RABITA VE MUHAMMED RAŞİD HZ. HAKKINDA
ARAŞTIRMACI-YAZAR:ALPEREN GÜRBÜZER
Seyda Hz.lerinin vefatının ardından feyiz dergisinde yayınlanan Seyyid Muhammed Nurani(k.s)'la yapılan röportaja hep birlikte göz atalım. Bakın S.Muhammed Nurani Hz.leri ne diyor:
''Mürşid-i Kamillere bağlanmanın gerekliliği?
S. MUHAMMED NURANİ HZ.: Mürşid-i Kamiller insanı Allah'a (c.c.) yönlendirirler. Bir mürşide bağlanmakla, Allah-u Teala'ya yönelmesine vesile olurlar. Beyazıd-ı Bestami Hz. ''Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır.'' buyuruyor. Allah Dostları, mürşid-i kamiller insanları Allah-u Teala'ya yapacakları kullukları, ibadetleri göstererek, Allah-u Teala'ya yönelmesine vesile olurlar.
Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki: ''Mahşerde ilk hesaba, sorguya çekileceklerden birisi şehit olanlardır, şehitlerdir. Ona sorulur;
''Sen ne yaptın benim için? ''
'' -Ya Rabbi senin rızan için kafirleri öldürdüm ve şehit oldum.'' der. Allah-u Teala buyurur ki; ''Yalan söylüyorsun, benim rızam için yapmadın, ne kadar şecaatli, ne kadar cesur desinler diye yaptın'' ve sürükleyerek cehenneme atarlar onu. İkinci sorguya çekilecek alimlere Allah-u Teala;
''Ne yaptınız benim için?'' Alimler cevap veriyorlar;
'' -Ya Rabbi, senin rızan için talebe yetiştirdik, tebliğler yaptık, ilmi yaymaya çalıştık.'' Allah-u Teala buyurur ki;
''Yalan söylüyorsunuz. Benim için değil, ne kadar alim, ne kadar bilgili desinler diye, isim için, nam için yaptınız. Benim rızam için yapmadınız.'' der ve onlar da sürüklenerek cehenneme atılırlar. Üçüncü şahıs geldiğinde, Allah-u Teala ona da;
''Benim için ne yaptın? '' diye sorar.
''Ya Rabbi, bana verdiğin maldan dağıttım fakir fukaraya. Hayır ve hasenata dağıttım'' diyor. Allah-u Teala;
MOLLA SEYYİD ABDÜLBAKİ HAZRETLERİ
(seyda'(k.s)'nın dayısı)
Araştırmacı yazar:ALPEREN GÜRBÜZER
Not:Seyda hz.lerinin dayısı S.Abdülbaki ile Seyda Hzlerin kardeşi Gavs-ı Sani S.abdülbaki Hz.leri aynı kişiler değil.
Molla Seyyid Abdülbaki Hz.leri Seyda Hazretlerinin dayısı ve halifesidir. İlginçtir Seyda Hazretlerine ilk hocalığı da yapan kendisidir.
Molla Seyyid Abdulbaki Hz.leri daha Seyda Hz.leri üç yaşındayken, Siirt’in Kurtalan kazasına hoca olarak gelerek Seyda Hazretlerine ilk medrese tahsilini vermeye başlamıştır.
Evet ilk hoca dayısı ve ilk talebe Seyda Hazretleri... Bu güzel ikili ilerisinin de habercisi olarak birbirlerinden istifade ile Seyda Hz.lerini irşad makamına ulaştırmış, dayısını da ona halife kılmıştır.
Molla Seyyid Abdülbaki Hz.leri de öğreniminin büyük bölümünü Gavs Hazretlerinin yanında görmüştür. Sekiz yıl gibi bir süre de Gavs’ın yanında okuduktan sonra, Molla Muhyiddin’in derslerine üç yıl devam etmiş, ordan da Dilbey’de okumaya koyulmuştur. Dilbey Köyü aynı zamanda Seyda Hazretleriyle göz göze gelmek bakımından önemli kavşak... Çünkü o mekan Seyda Hazretlerine ders vermenin lezzeti yanısıra, yeni gelenlere de Seyda Hazretleri ile birlikte ders okutmanın beldesi idi.
Günlerinin çoğu Seyda Hazretleri ile geçer, beraber yer, içer, oturur ve muhabbet ederlerdi. Hem dayı, hem de hocası olmanın bahtiyarlığını yaşayan Molla Seyyid Abdülbaki Hazretleri hane-i saadetle içli dışlı idi. Böylece Seyda Hazretlerin hayatını yakinen görme fırsatını elde ettiği gibi, irşad yıllarında ilk önce Molla Seyyid Yusuf halifelik aldıktan sonra, Seyyid Abdülbaki Hazretleri ve kendisi halifelik almıştır. Bu halife kervanına daha sonra da Molla Muhammed ve Molla Ahmed katılır.
MOLLA ABDUSSAMED HZ. 'NİN DİLİNDE GÖNÜLLER SULTANI
araştırmacı yazar:alperen GÜRBÜZER
Seyda Hz.lerinin vefatının ardından feyiz dergisinde yayınlanan Molla Abdussamed(k.s)'la yapılan röportaja hep birlikte göz atalım. Bakın Molla Abdussamed Hz.leri ne diyor:
Efendim, tasavvuf ehli olsun olmasın, müslümanlara tavsiyeleriniz nelerdir? Müslümanlar nasıl yaşamalı?
MOLLA ABDUSSAMED HZ.: Herkese diyorum ki, hem sofi olun hem de tavizsiz olarak Allah'ın (c.c.) emirlerine sımsıkı sarılın. Nefis isterse istesin, istemezse istemesin. Allah'ın (c.c.) emirlerine, Allah'ın (c.c.) istediği gibi sarılın, nefsin istediği gibi değil. Allah'ın (c.c.) ipine sarılınacak. Şah-ı Nakşibend Hazretlerine soruyorlar:
''Bazılarının müridleri denizin üstünde yürüyor''. Cevap veriyor,
''Kurbağa da yürüyor.''
''Bazılarının müridleri uçuyor.'' diyorlar,
''Kuş da uçuyor'' diyor.
''Bazılarının müridleri buradayken, öğle namazını Mekke'de kılıyorlar.'' diyorlar. Diyor ki;
''Şeytan da Şarkta iken, bakıyorsun bir Garpta.''
''Peki söylediklerinizin hikmeti nedir? '' diye sorduklarında,
SEYYİD YUSUF HAZRETLERİ
ARAŞTIRMACI YAZAR:ALPEREN GÜRBÜZER
Gavs-ı Hizanı (k.s.)’ın akrabası ve Arvas Seyyidlerindendir.
Seyyid Yusuf Arvas Hazretleri, mollalık icazetini amcası Şeyh Mustafa Hazretlerinden almıştır. Amcası da malum olduğu üzere Şeyh Şahabeddin Hazretlerinin halifesidir.
Şeyh Şahabeddin Hazretleri Sadat-ı Kiram halkasının mühim zatlarından olan Gavs-ı Hizani (K.S)’ın torunudurlar. İşte böyle büyük zatın torununun pınar çeşmesinden beslenerek Gavs Hazretlerinin dergahına gelmek amcasının vefatından sonra nasip olabilmiştir.
S. Yusuf Hazretleri amcasının vefatı üzerine 1966’da Gavs Hazretlerine gelir ve biat eder. O sıralarda Seyda Hazretleri askerde olduğu için tanışamamış, bilahare terhis olup geldikten sonra tanışabilmiştir.
Gavs Hazretleri 1972 yılında vefat edince Seyda Hazretlerinden de tövbe tarikat alır ve uzun zaman amele devam ederek Menzil dergahına hizmet etmiştir. Bütün bu gayretlerinin ardından 1977’de de Seyda Hazretlerinin halifesi olma şerefine haiz olur. Şu anda da irşad faaliyetine devam etmektedir. Allah O’ndan razı olsun.
Şimdi Seyda Hz.lerinin vefatının ardından feyiz dergisinde yayınlanan Seyyid Yusuf(k.s)'la yapılan röportaja hep birlikte göz atalım. Bakın Seyyid Yusuf ne diyor:
Efendim, önce bize vakit ayırdığınız için Allah (c.c.) razı olsun. Tarikatların gayesi nedir, biraz bize bahseder misiniz?
MOLLA AHMED HAZRETLERİ
ARAŞTIRMACI YAZAR:ALPEREN GÜRBÜZER
Molla Ahmet Hz.leri 1948’de doğdu. Hayatının büyük bir bölümü Hane-i Saadet’e yakın geçti. Seyda Hazretlerinin yanında çok kaldı.
Molla Ahmet Hazretleri ile ilk karşılaşması 1957-1958 seneleri arasıdır. Molla Ahmet Hazretleri aynı zamanda 11-12 yaşlarında Gavs Hazretlerini de görme nasip olmuş ve dergahına gitmiştir. O yıllarda Seyda Hazretleri Gavs’ın yanında ve medresede ilim öğreniyordu.
Molla Ahmet Hz.leri Seyda Hazretlerinin gerek medrese hayatına ve gerekse irşad hayatına yakinen vakıf olan zattır. 1956’dan beri hem Gavs Hazretlerine hem de Seyda Hazretlerine karşı muhabbet, bağlılık ve hizmetleriyle sevilmiş, Kur’an, sünnet ve ehl-i beyt sevgisi takdir edilerek hane-i saadetten birisi olarak sayılmış ve Seyda Hazretleri tarafından damatlığa, evlatlığa kabul edilmiş. Seyda Hazretlerinden iki kere icazet almış, hem damat olmuş hem de halife.
Edebi, hayası, hizmeti, maddi ve manevi güzellikleri hakkında bundan öte ne denebilir ki.
Şu anda Van’da Seyda Hazretlerinin takib ettiği yolda irşada devam ediyor...
Şimdi Seyda Hz.lerinin vefatının ardından feyiz dergisinde yayınlanan Molla Ahmedle yapılan sohbet ve röportajlarına hep birlikte göz atalım. Bakın Molla Ahmed ne diyor:
Elhamdülillahi rabbül Alemin essalatü vesselemü ala hayrihi ve halkıhı Muhammedin ve alihi eshabihi ecmain.
YAHYA PAKİŞ İLE RÖPORTAJLAR
araştırmacı yazar:alperen gürbüzer
Seyyid Muhammed Raşid Hz.'nin halifesi
Molla Yahya Hz.:
''Ahlâk ve faziletin timsali idi''
Efendim, Seyda Hz. hakkında genel manada nelerden bahsedebilirsiniz?
MOLLA YAHYA (k.s.) : Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi Rabbil Alemin, vessalatü vesselamü ala hayrihi ve halgihi Seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmain.
Rabbişrahli sadri ve yessir li emri vehlül ukdeten min lisani yefgahü gavli. Sübhaneke la ilme lena illa ma allemtena inneke entel alimül hakim, sübhaneke la fetme lena inneke tevvebür rahim.
Aziz Kardeşlerim, Allah razı olsun. Seyda'mız (k.s.) onun hakkında, acizane bilgi vermek, onu tanıtmak haddim değil. Ben kendimi o yüce zatın hakkında bilgi vermekten aciz görüyorum ve kusurlu görüyorum. Zira evvela öyle bir Ehl-i beyt, öyle bir ailedendir ki, Cenab-ı Mevla (c.c.) bizatihi o Ehl-i beyti methetmiş ve Bismillahirrahmanirrahim. ''Allah, siz Ehl-i beytten pisliği necaseti götürmek, izale etmek ve sizi temizlemek istiyor. ''
Allah (c.c.) Kur'an-ı Kerim'de temizlediği bir aileyi ve Cenab-ı Mevla'nın (c.c.) övdüğü ve methettiği bir Ehl-i beyti methetmeyi fuzuli görüyorum.
Hz. Resulullah (s.a.v.) Hadis-i Şeriflerinde:
Hz. Nuh'un zamanında, nasıl ki Hz. Nuh'un gemisine binen halas olmuştur. Ondan geriye kalan helak olmuş olduğu gibi, bir fitne zamanında benim Ehl-i beytime tabi olan da halas olacak onlardan geriye kalan, muhalefet eden de helak olacak'' buyuruyor ve Seyda'mızın da o aileden olması hasebiyle Hz. Resulullah (s.a.v.)'ın bu methine, vasfına vakıf, layık olduğu için benim bir diyeceğim kalmamıştır. Ancak 1958'den beri bu aileyle beraber olmam hasebiyle de Seyda Hz. (k.s.) hakkında az bir şey bilsem de onu bildirmekten memnunluk duyar ve kendime bir iftihar bilirim.
MOLLA YAHYA HAZRETLERİ: “KİM SEYDA HAZRETLERİNİ SEVİYORSA, ONUN YOLUNA DEVAM ETSİN.”
DERLEYEN:ALPEREN GÜRBÜZER
Molla Yahya Hz.leri hane-i saadetten biri olmamasına rağmen, 1957-1958’den beri bu aileden uzak kalmayan zattır. Gavs Hazretleri (k.s.) zamanında Kasrik’te medresede ders okuttu. Gavs Hazretleriyle beraber çok yolculuk yapma şerefine nail olmuştur. Bu vesileyle 1955’de Seyda Hazretleriyle tanışma fırsatını Kasrik’te elde etmiş. O sıralarda Seyda Hazretleri (k.s.)’de okuyordu.
Molla Yahya Hazretleri , Gavs’ın yanına gide-gele Seyda Hazretleriyle tanışma daha da ileri boyutlara ulaşır. En sonunda Seyda Hazretleri ile beraber vazife yaparlar. Tabii ki imam Seyda Hazretleri (k.s.), müezzin ise Molla Yahya Hazretleridir.
Allah yolunda çalışmanın heyecanıyla yola çıkmanın adımını attıktan sonra, bu yolculuk Seyda Hazretlerinin vefatına kadar devam etmiştir. Kelimenin tam anlamıyla Seyda Hazretlerinin altı halifesinden biri olma şerefinede eren Molla Yahya Hazretleri, tâ Gavs Hazretleri zamanından bu yana Menzil dergahına hizmet etmiş bir büyük âlim zat. Şu anda İstanbul’da ikamet edip,orada irşat görevini devam ettiriyorlar.
Bakın Molla Yahya Seyda Hz.leri ile ilgili neler söylüyor, kendi anlatım üslubundan dinleyelim:
Malum bir söz var. Bir kişinin hali bin kişiye tesir ediyor. Bir kişinin kal’i (sözü) bir kişiye tesir etmiyor. Âcizane kendi üzerimde anlatmak istiyorum.
Benim rahmetli pederim âlim idi, dolayısıyla küçük yaşta (6 yaşında) ilme başladım. Askerden evvel de iyi bir âlimdim. Doğu ve güneydoğuda medreselerde okudum. Çok şükür iyi bir âlim olarak yetiştim. Fakat tatbikine gelince, millete vaaz veriyoruz, maalesef kendimiz dahi tatmin olamıyoruz. Ucubdan, kendimizi görmekten, haset gibi hastalıklardan kendimizi muhafaza edemiyoruz.