İslam Büyükleri

Allah (c.c.) ın Sevgili Kulları...

Sahabe Ve Selefin Hikayelerinden Bir Buse

SAHABE VE SELEFIN HIKAYELERI
Bilki SIDDIK (r.a.) bu kadar büyüklügü ile bir kus görse : keske kus olsaydim derdi
Ebu Zer (r.a) keske bir agac olsaydimderdi Aise (r.a) keske adim sanim olmayaydi derdi
Ömer (r.a) bazen Kuran-i kerimden bir ayet duyuncadüsüp bayilirdi hasta olurdu insanlar günlerce onun halini sormaya giderlerdi cok aglamaktan onun yüzünde siyah bir cizgi vardi keske annem beni dogurmayaydi derdi bir defa bir evin kapisinin önünden gecerken bir kimse namaz icinde kuran okuyordu tur süresinden:"süphesiz Rabbinin azabi olacaktir "(Tur süresi ayet 7 )ayetine gelmistiÖmer düstü bir duvara yaslandi cok gücsüz kalmisti sonra onu evine götürdüler bir ay hasta yatti kimse onun hastaliginin sebebini bilemedi

Abdülkadir Geylani' (k.s.) den Öğütler!..

Abdülkadir Geylani' (k.s.) den Öğütler!..

Sakın yaptığın işlerde ve bulduğun manevi halde kendi gücünü görmeyesin. Bu hal kişiyi azdırır ve YARATAN’ın rahmet nazarından uzak kılar. Sakın sözünü dinletme ve kabul ettirme hevesine de kapılmayasın. Önce temeli at sonra üzerine binayı çık. Kalbini derin kaz ki oradan hikmet pınarları fışkırsın, sonra ihlas ve iyi işlerle o binayı yükselt. Bu işlerden sonra halkı o köşke davet et.

Abdülkadir Geylani (k.s.)

Fatıma (r.a.) Validemizin Çeyizi....

Hazreti Ebû Bekir Efendimiz, yanına Bilâl ve Selmân’ı da alarak doğruca Medine çarşısına çıktı. Hazret-i Ali’yle nikahı kıyılmış olan Fâtıma validemizin çeyiz eşyasını alacak, birlikte İmam-ı Ali’nin evine bırakacaklardı.

Cennet hanımlarının baş tacı olan Fâtıma validemizin ömrü boyunca kullanacağı ev eşyası da, bundan ibaret olacaktı.

Bu çeyiz eşyasının parasını, müstakbel eşi Hz. Ali vermişti. Bunun İslam’daki adı mehirdi.

Bakalım Hz. Ali’nin verdiği (dört yüz dirhemlik) mehirle, Resûlullah’ın muazzez kerimesi Fâtıma validemize nasıl bir Çeyiz eşyası alınacak; cennet hanımlarının baş tacı, günümüzdeki hanımlara örnek olan saâdethanesini nasıl bir çeyiz eşyasıyla süsleyecektir?

Efendimiz (s.a.v.) Çanakkale de...

Cemal Öğüt Hocaefendi Mekke'deki vazifesinin tamamladıktan sonra Medine'ye gider. Medine'de her zamankinden fazla kalır. Bu esnada Osmanlı coğrafyasının değişik bölgelerinden gelen hacılarla istişarelerde bulunur. Osmanlı devleti yıkılmıştır, Osmanlı'dan geri kalan toprakların büyük çoğunluğu ya işgal altındadır ya da sömürge durumuna düşmüştür.
Cemal Öğüt Hocaefendi vaktinin çoğunluğunu Mescid–i Nebevî'de geçirir. Bu arada Efendimizin türbesindeki görevlilerle yakınlık hâsıl olur. Hiçbir dünyalık beklemeden, sadece Resûlullah'a sevgi ve muhabbetinden dolayı türbeye hizmet eden bu güzel insan da Cemal Öğüt Hocaefendiye yakınlıkduyar ve güzel bir dostluk kurulmuş olur. Cemal Öğüt Hocaefendi türbedarla yaptığı sohbetlerde bir şey dikkatini çeker. Türbedar Osmanlı devletine son derece bağlıdır, hatta o kadar ki Osmanlı adı geçtiği yerde muhakkak bir hürmet ifadesi belirtisi gösteriyordu. Bu nuranî ihtiyarın Osmanlı'ya bu derece bağlı ve hürmetli olması Cemal Öğüt Hocaefendinin merakını celbeder, bir gün sorar:

Tevazu!!!

Bir adamcagiz kötü yoldan para kazanip bununla kendisine bir inek alir.
neden sonra, yaptiklarindan pişman olur ve hiç olmazsa iyi birsey yapmis
olmak için bunu Haci Bektas Veli 'nin dergahina kurban olarak bagislamak
ister. o zamanlar dergahlar ayni zamanda asevi islevi görüyordu.

Durumu Haci Bektas Veli 'ye anlatir ve Haci Bektas Veli helal degildir diye
bu kurbani geri çevirir. bunun üzerine adam Mevlevi dergahina gider ve
ayni durumu Mevlana 'ya anlatir mevlana ise bu hediyeyi kabul eder. adam
ayni seyi Haci Bektas veli'ye de anlattigini ama onun bunu kabul etmemis

Rabia Adeviye Hatun'un Aşk Yakarışı

Rabia Adeviye hatun ilahi aşk tecellisinin vecdi ile kulluk ve imanın zevkini yaratanından ayrı yaşayamayacağını açık müracaatı ile biz acizleri de hissedar eylemiş. Zevkinden hissedar olup, gerçeği yaşayan kullarından eylesin, amin:

Cennette yok isen eğer cennet istemem.
Duzah da isen eğer rahmet istemem .
Yarin hayali müşvik ise kalb-i yardan,
Alemde bir lahza dahi vuslat istemem.

Şeriatın manası cemi kullarda say-i gayret ve rahmet tecellisi, hikmet ve marifetullaha dönüşmüş ilahi aşkın beşerden kelam ve hal olarak zuhurunu ancak hal ehlinde görmek mümkün iken na-ehilde aramak Hazret-i ALLAH’ın tertip ve tanzim eylediği manevi teşkilatı bilememesidir... Şüphe yok ki, manevi yaşantı yoksunluğundandır. Bu türlü cehlindendir. Ehl-i aşkın aşkını ve zevkini artıran kurbiyet tecellilerinin yoksunu! Zevk-i aşktan nasip alamadığından inkar yolunu tercih etmesi elbet aşk ehlini rencide eder. Fakat bu zevki tatmamış naehil indinde aşk noksanlığı yadırganmaz!

7 Öğüt

Cömertlikte yardım etmede akar su gibi ol
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol,
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol..
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol,
Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol,
Hoşgörülükte deniz gibi ol,
Ya olduğun gibi görün...
Ya göründüğün gibi ol...

MEVLANA CELALEDDİNİ RUMİ

Sayfalar