ZİHAR
ALPEREN GÜRBÜZER
Mahremlerinin uzuvlarından bir bölümünü (1/2, 1/3, 1/4 vs. kısmı), ya da tamamını bir benzetme sözle geçici haramla belirlenerek kefaretle son bulması olayının adıdır zihar. Mesela bir erkek karısına; ‘Senin başın, ya da yarı vücudun annemin arkası gibidir’ derse zihar yapmış olur. Zihar yapılan kadın cinsinden olması şarttır, erkek mahremlerin herhangi uzvuna benzetme yapılarak söylenilen söz ziharın konusu olamaz.
Zihar karısını kendisine ebediyyen haram olan bir kadına (anne, kız kardeşi vs.) bir organına benzetmesi demektir. Koca kefaret vermedikçe kadınla cinsel ilişkide bulunamaz. Bu benzetme organı; boyun, karın, diz, cinsel organı olacağı gibi sırtta olabilir, ama el ve ayak gibi benzetmelerle zihar gerçekleşmez. Kocası kefaret vermediği takdirde kadına hukuk yollarını işletme hakkı doğar. Mahkemede kefaret vermemekte direnen koca israrlı olduğu sürece önce hapis, sonrada dayakla tercih yapmaya zorlanabilir. Fakat erkek kefareti verdiğine dair itirafda bulunursa tasdik edilir, koca yalancı olsa bile bu böyledir.
Zihar kefaretin ödenmesi ile haramlık ortadan kalkmış olur. Kefaret bir köle azad etmek, iki ay oruç tutmak veya altmış fakire yemek vermekle yerine getirilmiş olur. Zengin bir kimse zihar kefaretini ödeyeceği zaman, fakir duruma düşerse oruç tutmakla da maksad hâsıl olur. Kefaretten amaç kadın haklarını ihlal etmenin bedeli olmasına yönelik olmasıdır.
Zihar yapan Müslüman, akıllı, ergen, erkek ve ayık olmalıdır.
Rabbül Âlemin; Aranızdan kadınlarına zihar yapanlar bilsinler ki kadınları kendilerinin anneleri değildir (Mücadele/2) ayeti kerimesi zihara delildir. Şayet zihar işleyen pişmanlık duyarsa tövbe ederek Allah’tan affını dilemelidir. Cahiliye döneminde zihar yapılan kadın ne kocasıyla ne de bir başkasıyla evlenme şansına kavuşabiliyordu. İslamiyet’in gelmesiyle birlikte sadece evlilik ilişkisi haram kılınmış olup, böylece geçici haramlıkla kadın hayatı boyunca kendisine reva görülen muameleden kurtulmuştur. Aynı zamanda İslamiyet sayesinde tövbe ile dönüş kapısı açılmış, dolayısıyla tövbenin göstergesi olan kefaretle yeniden evliliğin tamamlanma imkânı sunulmuştur. Bu noktada tazmin, bir nevi kurtulma vesilesidir adeta. Fakat eşlerin birinin ölümüyle zihar düşer, bu durumda kefaret gerekmez.
Bir kimse karısına ; ‘Sen bana annemin sırtı (ya da kafası, karnı, dizi, cinsel organı vs.) gibisin’ demekle zihar gerçekleşmiş olur, fakat ‘Annem gibisin’ bu söz açık ifade olmayıp, kinaye içerir. Kinaye sözle neyi kastettiği araştırılır; eğer bu sözle annelere verilen değere binaen hanımını yüceltmek düşüncesi taşıyorsa zihar olmaz, bilakis ‘Hürmete layıksın’ anlamı çıkar, aksi niyetle söylendiği takdirde zihar gerçekleşir.
Ziharda da tıpkı i’la gibi şarta bağlı ve zamana bağlı olarak gerçekleşebilir. Mesela Bir kimse; ‘Filancı yere gidersen benim için annemin sırtı gibisin’ dese bu şartın oluşumu ile zihar vuku bulur. Yine ‘Gelecek seneden (ya da bir gün, bir ay vs) itibaren sen annemin sırtı gibisin’ demekle de o senenin girmesiyle zihar gerçekleşir. Nitekim bir erkek kadına; ‘Ben seninle evlenirsem bana annemin sırtı gibi haramsın’ derse evlendiği zaman zihar kesinlik kazanır.
İnşallah (Allah’ın izniyle) ibaresi ile zihar gerçekleşemez. Çünkü ziharı dilemek kişiye aittir, hâşâ Allahın muradı değildir. Hatta kişinin karısına ‘İnşallah sen annem gibi haramsın’ demekle de zihar gerçekleşemez.
Velhasıl; ziharla hürmeti tartışılmaz anne, kızkardeşleri gibi mahremlerin fiziki yapılarının kocanın hanımının vücuduna benzetmesinin önüne geçilmek istenerek edep sınırların çerçevesi çizilmiştir.
Vesselam.



son yorumlar
4 gün 18 saat önce
1 hafta 10 saat önce
2 hafta 2 gün önce
2 hafta 5 gün önce
3 hafta 4 gün önce
3 hafta 5 gün önce
4 hafta 2 gün önce
5 hafta 2 gün önce
6 hafta 3 gün önce
6 hafta 3 gün önce