İslam Hayattır

Hayatın her anından ibretlik kesitler ve diğer konular...

İSLAM KÜLTÜRÜNÜN DÜNYA MEDENİYETLERİNİ AYDINLATAN IŞIĞI

İslam medeniyetiyle henüz tanışmamış olan Ortaçağ Avrupasının teknolojik olanaklardan yoksun ve fakir kalmış halkları, Müslüman Endülüs Devletinin ve Osmanlı İmparatorluğunun bu coğrafyanın önemli bir kısmına hakim olmasıyla, yaşadıkları karanlık ortamdan kurtulmuşlardır. Allahın kendilerine nasip etmesiyle Müslümanlar sanat, tıp ve astronomi gibi alanlarda büyük bir bilgi birikimine ulaşmış ve bu birikimlerini fethettikleri Avrupa ülkelerine de taşımışlardır.

Önemli olan son nefestir

İtibar sonadır. Her mü’min ömrünün sonunu hayır üzere kapamak için çare aramalıdır. İman cevheri ve salih ameller ölene kadar korunmalıdır. Ölüm halinde akla ve amele değil, Allah’ın sonsuz rahmetine güvenmelidir. İman selameti için için inlemeli, gönülden yalvarmalıdır.

Bir insan için en kötü beş şey

Bir insan için en kötü beş şey

* Haram yiyenlerin, bütün azaları istese de istemese de, günah işler. Helal yiyenlerin azaları ise, ibadet eder.

* Edeplere riayet etmeden yapılan hizmetlerin, faydası yoktur.

* Dünyadan sonraki yolculuk çok uzundur. O uzun sefer için, yol azığı hazırlayınız!

* Kendisinin ve çoluk çocuğunun geçimini temin etmek için çalışmak farzdır.

* Dünya ve ahirette iyilik, sabır ile ele geçer.
* En faziletli amel; nefsin istediğinin tersini yapmaktır.

AVRET KONUSUNDA MUHTELIF KONULAR

[b]AVRET KONUSUNDA MUHTELIF KONULAR[/b]

Bakma konusunda kâfir kadın da müslüman kadın gibidir. Ancak kâfir-kadının
saçına bakılabileceğini söleyenler de vardır. Süfyanü's-Sevri, ([b]Mü'minlerin kadınlarına...[/b]) (en-Nûr 24/31) ayetini delil tutarak, zimmî kadınların ziynetlerine bakmakta mahzur yoktur.
Bunun yasak olması fitne endişesindendir, haram olduğundan değildir, der. (M.Ali es-Sâbûni,
Muhtaşaru Tefsir-i Ibn Kesir, N/115.)

Avret olan herhangi bir kısım, bedenden ayrılması halinde de avrettir, bakılması haramdır.

Çocuğun 4 yaşına kadar avreti yoktur. Bundan sonra şehvet duyacağı yaşa kadar avreti sadece ön ve arkadır. Şehvet sınırına geldiğinde ise kız olsun, erkek olsun, namazda da namaz dışında da avreti, cinsinden·olan bâliğin avreti gibidir:

:: GÖNÜL ÖRTÜSÜ HAYA ::

Gönlün titremesidir hayâ. Gönül ki kurtulmuştur da ağırlıklarından, bir yaprak kadar incelmiştir.

İşte o nazenin yapraktır müminin gönlü. Titrer bir günah, bir yanlış, bir aykırı hal gördüğünde. Gün gelir, daha bir incelir de, görmek bir yana, işlemek bir yana, bir günahı düşünmek titretir, O'nu hakkıyla bilmemek titretir o nazenin gönlü.

Rabbi'ni düşünür de titrer. Taşta-toprakta, insanda, kendinde Rabbi'ni görür de, taştan-topraktan, insandan, kendinden hayâ eder.

Rabbim rahmetiyle esirgesin, akrabalardan bir Zehra teyzemiz vardı. Televizyonlu odada oturması gerektiğinde, her ne vakit televizyonda bir erkek çıksa başörtüsünü düzeltir, yüzünü örterdi. Gülerdik, “O seni görmüyor ki” diye. “Ben onu görüyorum ya” derdi.

Kadınlarınızın NAMUSU için...

Asr-ı Saadette Peygamberimiz (A.S.) Ashabıyla beraber bulunuyordu. Bir genç çıkageldi ve çok saygısızca:

- Ya Resulallah! Ben falanca kadın ile arkadaş olmak istiyorum, onunla zina yapmak istiyorum dedi.

Ashab-ı Kiram, bu durumdan çok öfkelendiler. İçlerinden gazaba gelerek genci dövmek ve huzuru Resulullah'dan çıkarmak isteyenler oldu. Bazıları bağırıştılar. Çünkü genç çok hayasız konuşmuştu.

Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) bırakın o genci buyurdu. Resulullah (A.S.M.), genci yanına çağırdı, dizinin dibine oturttu. Gencin dizlerini kendi mübarek dizinedeğdirecek bir şekilde oturttu ve:

kadir gecesi için dua edelim

Ey kendisinden baska ilah olmayan, her seye gucu yeten,

Hicbir seye muhtac olmayan, hukumdarliginda ortagi bulunmayan,

Rahman ve Rahim olan Rabbimiz!

Bizi felaketlerle bela ve musibetlerle, zulum ve baskilarla imtihan ediyorsun.

Yalvarip yakarsinlar diye sizi darlik ve sIkinti ile sinadik diye ikazda bulunuyorsun. Iste yalvariyoruz ve yakariyoruz. Korkarak ve umit ederek ve husu icinde boyun bukerek sana dua ediyoruz:

Ey Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, bagislamaz ve bize acimazsan, muhakkak ki husrana ugrayanlardan oluruz...

Ey Rabbimiz, biz ILAH ve RABB olarak sadece seni tanidik, sana inandik, Sana guvendik, indirdigin kitaba iman ettik, Resulune tabi olduk bizi sahitlerle beraber yaz...

Halifeyi Ağlatan Çocuk

Sıcak bir yaz günüydü.
Arabistan çöllerine güneş bütün sıcaklığıyla vuruyordu.
Adeta insanın beynini kaynatıyordu.
Herkesin köşesine çekildiği, etrafın sessizliğe büründüğü bir anda, ezan vaktinin yaklaştığını gören halife,
Abdestini almış,ağır ağır camiye gidiyordu.

Bir çocuğun, kendisini geçmek istercesine hızlı adımlarla gittiğini gördü.

Küçücük çocuğun bu telaşı neydi?

Acele edişinin mutlaka bir sebebi vardı.

Acaba bir derdi mi vardı? Derdi varsa, derdine çare bulmak halifenin göreviydi.

Nihayet halkın derdini dert eden halife sordu:

ŞİMDİLİK (Çocuk deyip geçmeyin)

Büyükler, çocukların konuşmalarını yarım yamalak
dinlediklerinden, onların sözlerinde gizli derin anlamları kaçırırlar.

Bizim eve, karıma elbiselerin, örtülerin, çarşafların
söküklerinin dikilmesinde yardım eden bir terzi kadın gelir.
Bu kadın bize geldiği zaman küçük oğlunu da beraberinde
getirir. İşte ben, kalıcı ve derin imanın anlamını bu küçük çocuktan
öğrendim. Onunla uzun zamandan beri arkadaş olduğumdan,
bizim eve geldiğinde biraz sohbet etmeyi ihmal etmem.

Geçenlerde bana yakında güzel bir futbol tuopu alacağını söyledi.

Olur Ya Unutursak!!!

Yağmurlu ve soğuk bir kış günü,
yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldı.
"Eski gazeteniz var mı, bayan?" Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim,
ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski
sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi. "İçeri girin de size kakao
yapayım." dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz
bırakmıştı. Kakaonun yanında reçel ekmek de hazırladım onlara, belki
dışarıdaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri.
Onlar şöminenin önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve

Sayfalar