İman ve İtikad

İman ve İtikâd bilgilerine ulaşabileceğiniz bölüm

İman ile Kaygı

İman ile Kaygı
‘İman’ kelimesinin kökü ile ‘emniyet’ ve ‘güven’ kelimeleri arasında bir anlam ilgisi vardır. Buna göre imanın tam zıddı olan kavram, ‘kaygı’dır.

Kaygı, psikoloji literatüründe önemli bir kavramdır. Bütün nevrotik psikolojik rahatsızlıkların temelinde kaygı rol oynar.

İbadetler, imanın belirtisi olmanın yanında iman nurunu besleyen etkinliklerdir.

Yüce Allah (c.c.), dünyadaki her şeyi insan için yaratmıştır. Onun nimetlerini saymak istesek buna bir ömür yetmeyecektir.

Dinler

Bütün peygamberler, Allah'a teslim olmak, yalnız O'na tapmak demek olan İslâm'ı getirmişlerdir. Yani peygamberlerin getirdikleri dinin çeşitli dillere göre adı değişik olsa da özü İslâm'dır. Hiçbir peygamber Allah'a ortak koşmayı, Allah'tan başkasına yalvarmayı, Allah'ın ortakları olduğunu, Allah ile kullar arasında aracılar bulunduğunu söylememiştir. Söyleyemez de. Çünkü onlar Allah'ın elçileridir. Allah, ayrı ayrı uluslara gönderdiği elçilere aynı prensipleri götürmelerini emretmiştir.

Namaz canlıların tesbihini hissedebilmektir

ALİ DEMİREL
Namaz, ruhen ve kalben incelmek, aczini ve fakrını bilerek Rabb’e (cc) yönelmektir. Namazın özü “tesbih, tahmid ve tekbir”dir. Kâinata baktığımızda aynı ibadetleri görebiliriz. Namaz, yaprakların hışırtılarında mevcudatın yaptığı tesbihi hissedebilme boyutudur.

Reenkarnasyon Nazariyesinin Kaynağı ve Saçmalığı

[b]Reenkarnasyon Nazariyesinin Kaynağı ve Saçmalığı[/b]

Reenkarnasyon düşüncesi şüphesiz günümüz materyalist düşüncesi ve yaşayışına karşı bir tepkidir ve ruhçu akımın bir yan ürünüdür. Reenkarnasyonun Hind düşünce sistemiyle yakın ilgisi vardır. Tenasüh inancının Hindistan'da neşvü nema bulması ise oradaki hayat tarzıyla yakından ilgilidir. Kast sisteminin hakim olduğu, dünyada iken kendi kastının, sınıf ve tabakasını değiştiremeyen Hinduya tekrar tekrar dünyaya gelmek suretiyle bir teselli olarak tenasüh inancı sunulmuştur. Hintli, bu tekrar gelmeler, gitmeler sonucunda daha üst tabakalara yükselme imkanına sahip olabilecektir. Aksi takdirde aşağılık hayvan ve bitki olarak tekrar dünyaya gelmesi söz konusudur. O halde mevcut düzene isyan etmeden itaat etmek gerekir.

En Güzel Örnek

Hz. Muhammed (S.A.V)

Her işe besmeleyle başlardı. "BESMELE ile başlamayan işin hayrı ve bereketi kesiktir." buyurmuştur.
Herkese selam verirdi "Allah katında insanların en değerlisi karşılaştıklarında önce selam vermek için harekete geçendir." buyurmuştur.
Boş sözlerden kaçınırdı. "Malayani şeyleri terk etmesi bir kişinin müslümanlığının güzel olmasındandır. " buyurmuştur.
Evine selam vererek girerdi.
Çocuklarla şakalaşırdı.
Bir evin kapısını en fazla 3 kez çalardı.
İsteyeni reddetmezdi. "Bana infak etmem ve yoksulluktan korkmamam emredildi. " buyurmuştur.

İman'ın zayıflığı ve çözüm yolları

Günah işlemek ve pişman olmamak
Katı kalpli olmak ve Kur'ân okumak istememek
İyi ameller için tembel hissetmek (geç namaz kılmak gibi..)
Sünnetleri terketmek
Çok farklı ruh hallerine sahip olmak (genelde huzursuz olmak, çabuk üzülmek gibi..)
Kur'ân'dan âyetler duyunca pek bir şeyler hisstememek (veya meal okuyunca azap ayetlerinde, müjde ayetlerinde hissiz kalmak gibi..)
Allah'ı hatırlamakta ve tesbih etmekte zorlanmak
İslamiyet aleyhinde bir şeyler yapıldığında rahatsız olmamak
Makam, şöhret, para hırsında olmak
Cimri ve pinti olmak, fakirlere yardımda bulunmamak,

Sünnet ve İtikad

Allah-u Ekber...

Allah (c.c.) ın sevgili Rasûlu Muhammed (a.s.m.) a, tüm peygamberlere (a.s.) ve sevgili kullarına (k.s.) selâm olsun...

Ehl-i Sünnet ne demek?...

Yüce yaratici insanoGlunu mükerrem ve mükemmel bir varlik olarak yaratmistir. Fakat bu mükemmelliGine raGmen insan, ilahî hitaba doGrudan muhatap olacak yapiya sahip deGildir. Bu sebeple dünyada insan hayatinin basladiGi günden beri, Allah Teala, onlarin arasindan seçtiGi "Nebî" veya "Resul" denilen peygamberleri kendisiyle kullari arasindaki irtibati kurmak ve açiklamakla görevlendirmistir.

Bütün peygamberler, Allah'in emir ve nehiylerini O'nun kullarina ulastirmak ve onlara doGru yolu göstermekle görevlendirilmis hidayet elçileridir. Peygamberler bu kutsal elçilik görevlerini hakkiyla yerine getirmeye çalismislardir. Bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem de ümmetine Allah Teala'nin istediGi sekilde yasamalari için gerekli bilgileri uygulamali olarak vermistir. Her peygamber gibi bizim peygamberimizin de iki temel görevi vardi: TebliG ve beyan.

Ehl-i Sünnet İtikâdı

Resûlullah (s.a.v.) a itâat, Allah-ü Teâlâya itâattir...

İmam-ı Rabbanî (k.s.) dan çok güzel tertemiz cevap; 152. Mektup...!!!

Bu fakir bazı bölümlerin üstünde durdu, bu da îzân sahipleri için muhakkak... Allah (c.c.) hidayet nâsip etsin..!!!

Bu mektûb, nakîb seyyid şeyh Ferîde yazılmış olup, Resûlullah (s.a.v.) a itâat, Allahü teâlâya itâat demek olduğu bildirilmekdedir:

Cenâb-ı Hak, Nisâ sûresi, 80.âyetinde, Muhammed aleyhisselâma itâat etmenin kendisine itâat etmek olduğunu bildiriyor. O hâlde, Onun Resûlüne (s.a.v) itâat edilmedikçe Ona itâat edilmiş olmaz. Bunun pek katî ve kuvvetli olduğunu bildirmek için, âyet-i kerîmede, (Elbette, muhakkak böyledir) buyurdu ve bazı doğru düşünemiyenlerin, bu iki itâati birbirinden ayrı görmelerine meydân bırakmadı.

Hubbu fillâh - Buğdu fillâh

Vatikan'in en çok korktuğu, Hiristiyanlastirmada en büyük engel gördüğü,
islamiyetin, "hubbu fillah-buğdu fillah" emridir. Yani, Allah dostlarini Allah
için sevmek, Allah (c.c.) in düşmanlarını, (dinimize göre, Müslüman olmayan
herkes Allah düsmanidir) Yahudileri, Hiristiyanlari sevmemektir. Hubbu
fillah, buğdu fillâh, imanin esasidir. imanin alti sartinin geçerli olup
olmamasi bu esasa bağlıdır.

Hadis-i seriflerde buyuruldu ki:

"imanin en sağlam temeli ve en kuvvetli alameti, hubb-i fillah, buğd-i
fillahtir." (Ebu Davüd)

"imanin temeli Mümini sevmek ve kâfiri sevmemektir." (imami Ahmed)

Bid'at Ehli

Bunlar Kitap ve Sünnet'e ve Ümmetin, ashabın yolunu ve metodunu izleyen selefinin anlayışına aykırı görüşler ortaya koyan kimselerdir.

Bid'at ehlinin kullandıkları deliller ile bid'atlerin ortaya çıkış şekillerini şöyle özetlemek mümkündür:

1. Senedi oldukça zayıf ve Rasûlullah'a yalandan uydurulan hâdislere güvenmeleri ve bunları delil almaları: Hz. Peygamber (s.a.s)'ın cübbesi omuzlarından düşünceye kadar sema edip harekete gelmesini delil göstermeleri buna misaldır.

2. Maksat ve mezheplerin uygun olmayan şekilde vârid olmuş olan hadisleri reddedip bunların akla uygun olmadığını ileri sürmeleri, kabır azabını inkâr edenler gibi.

Sayfalar